"Kalpsizsiniz," denmişti bir gün kendisine. Ama hayır, onun bir kalbi vardı. Onun, yaşamak için dünyaya gelmiş insanların ölümünü gördüğü yirmi saate katlanmasına yarıyordu.
Onun, her gün her şeye yeni baştan başlamasına yarıyordu. Bundan böyle yalnızca bu kadarlık bir yüreği vardı.
Bu yürek nasıl olur da yaşam verebilirdi?
"Ah, keşke bir deprem olsaydı! Tam bir sarsıntı.. Ve bu iş biterdi. Ölüler, diriler sayılır ve oyun biterdi.
Ama şu domuz hastalık! Hastalığa yakalanmamış olanlar bile onu içlerinde taşıyorlar"
Herkes için böyledir bu: Evlenilir, biraz daha sevilir, çalışılır.
Sevmeyi unutana kadar çalışılır.
...
Çalışan bir adam, yoksulluk, ağır ağır tıkanan gelecek, masa başında akşamların sessizliği; böyle bir evrende tutkunun yeri yoktur.