çünkü ölülerin de bir haremi vardı - çok iri kalçalı çıplak kadın heykelciklerine de bir yer ayırmak gerekmektedir. Haklı tutkuların rahatlığını bozmamaları, ölü ocağını hiç
terk etmemeleri, cenaze odasından kaçmamaları için bu kadın heykellerinin bacakları yoktu; kuşkusuz, bu dünyadakiler gibi, bunların sahipleri de kıskanç olduklarından, câriyelerinin başka yerlerde suçlu ilişkiler kurmalarından korkmamaları gerekiyordu.
Gökyüzü ziyafetlerinin güzel müzisyenleri, açık saçık giyinmiş, ölüler önündeki genç dansözler, Nübya prensleri tarafından hediye edilmiş küçük zenciler, neredesiniz?
Ünlü ejiptolog A. Erman şöyle yazar: insan doğuda doğmuştur, batıya doğru gider. Ölümünden sonra ölü, güneşin gece bölgesindeki ilerleyişini, doğudaki ilk noktasında bulunmak, ulûhiyetle birleşmek ve ebedi ışığa girmek için izler; ölüler batıdan doğuya giderler; metnin esas teması budur. Cenaze mabetleri ve mezarların niçin Nil’in batı kıyısında İnşa edildiğini de böylece anlamış oluyoruz: ölüler ülkesi batıda bulunur, bunun için güneş de batıdan batar.
Yaşayanların, dünyada gölgeleri nasıl kendilerine yapışıksa, ka'da Douat’ın yalnızlık ve derinliklerinde böyle idi. Genellikle denilebilir ki her insan, doğan güneşin ışığını görür görmez, Ka’sı ile yürür. Kuşkusuz kimse bu öbür benliğini ne görmüş ne de ona dokunabilmiştir. Bu, ciğerlerini dolduran hava,
bakışını aydınlatan ve sözünü canlandıran düşünce gibidir.
Horus’un gözü kökenini güneşin ışığından alan, onunla birlikte var olan, bu ışıktan çıkıp
onunla karışan ruhun ışığını simgelemektedir... Horus’un gözleri insanları ve eşyayı yaratmıştır. Semâvî yüzün gözleri evreni gördüğü zaman, evren vücut buldu; güneşin ışıkları bir gözyaşı dalgası gibi, evreni kapladı; böylece Horus’un gözünden dökülenler, İnsanlara ve tanrılara gerekil olan hayatı verdi...Güneşten dağılan ışık gibi, Horus’un gözü bütün realiteyi yarattı. Böylece,
dünyada yaşayanlar, ölmek için doğmuş yığınlarca varlık, Râ'nın gözbebeklerinden, ilk ve dölleyici ışıkla beraber fışkırmıştı; çünkü: Râ insanların bedenlerini gözünün ağlayışları
ile yaptı...diye yazılmıştır.
..Her ruh gökyüzüne doğru uçar. Işıkta, güneşte ışınmaları canlıların vücutlarını yaşatan, yeri güneş olan tanrısal-evrensel ruhta eriyecektir. Evrensel ruhta eriyecektir.
Evrensel ruh, ruhların ruhu, bütün yaratıkların hayat kaynağı, tanrısallığın ta kendisi, tanrıları yapan esrarlı ruh olup tanrılar onun şekilleri ve tezahürleridir.