... bence mucize gerçekçide hiçbir kaygı uyandırmaz. Gerçekçide iman uyandıran mucize değildir. Gerçekçi zındıklık yolunu tutmuşsa, bir mucize görse bile kendinde buna inanmamasını sağlayacak güç ve yeteneği bulur. Mucize yadsınamaz durumda bile olsa boyun eğmez; duygularına sırt çevirir. Kabule yanaştığında ise bunu mucize saymaz, şimdiye kadar bilmediği bir olay olarak görür.
Gerçekçinin imanı mucizeden doğmaz; iman mucizeleri doğurur. Böyle kimse bir kere iman edince artık kendi gerçekliğinin zorunluluğu olarak mucize olanağını da kabul etmek zorundadır.
İnsan kendini bulmalı, özünü elde etmeli ve şuna da
inanmalıdır: Hiçbir şey –Tanrının varlığını gösteren en değerli
kanıt (delil) dahi– kişiyi kendinden, benliğinden kurtaramaz.
Tanrı var olsaydı, yine de bir şey değişmeyecekti.
İşte bizim ana görüşümüz budur. Elbette sorunun, Tanrının
varlığı ya da yokluğu sorunu olmayışından geliyor bu. "Bizim
sorunumuz bu değil!" diye düşünmemizden geliyor