"Mazhar, not defterin yanında mı?"
"Evet Paşam."
"Şimdiden sizi uyarıyorum arkadaşlar, biraz sonra duyacaklarınıza inanamayacaksınız. Yalnız Mazhar, bu deftere yazacaklarını başka hiç kimseye göstermeyeceksin. Sadece biz bileceğiz."
"Emredersiniz Paşam."
"Öyleyse önce tarihi yaz." Mazhar Müfit şaşkın şaşkın defterine "8 Temmuz 1919" yazdı.
"Pekâlâ, başlayalım. Zaferden sonra hükümet biçimi cumhuriyet olacaktır. Bu biiiir. Padişah ve hanedanı hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır. Bu ikiiii..."
Mazhar Bey de Süreyya Bey de duyduklarına inanamıyor, dehşet içinde Mustafa Kemal'e bakıyorlardı. Mustafa Kemal ise arkadaşlarının haline gülüyor, sakin sakin konuşmaya devam ediyordu.
"Kadınlarda çarşaf kalkacaktır, bu üüüç. Erkeklerde de fes kalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir, bu dööört."
Bunu duyar duymaz Mazhar Müfit'in elindeki kalem yere düştü.
"Neden tereddüt ediyorsunuz?"
"Darılmayın Paşam ama sizin çok hayalci bir tarafınız var."
"Bunu zaman gösterecek, sen yaz. Latin harfleri kabul edilecektir, bu beeeşşş."
Muzafferim, Çanakkale'deki başarısından sonra Mustafa Kemal Paşa, Suriye Cephesi'ne gönderildi. Paşamın nasıl bir lider olduğunu daha iyi anlaman için burada tuttuğu defterinden birkaç satırı seninle paylaşmak isterim. Bu satırlarda ileride hayalini kurduğu toplum için yapılması gerekenler yazıyordu.
1. Egemen ve güçlü analar yetiştirmek.
2. Kadınlara özgürce yaşama hakkı sağlamak.
3. Karşılıklı sevginin gereği olarak, kadınlarla bir arada, ortak yaşamak...
Sen de ileride büyüyüp bir eş ve bir baba olduğunda, bu ilkelerden hiç sapma.
Kitabı o kadaaar uzun zamandır okuyorum ki bir süre sonra eziyet gibi gelmeye başladı. Başta başucu kitabı olarak okuyordum ve güzel gidiyordu. Çalışmalarını ve kendisini çok takdir ettiğim bir insandır İlber Ortaylı. Çoğu fikrine de katılırım. Fakat kitap boyunca insanların hobi edinmediğinden ve vasat bir hayat sürdüğünden bahsediyor. Ve nasıl kendi zamanında insanların kendilerini nasıl geliştirdiklerinden bahsetmiş. Fakat günümüz Türkiye'si ile eski Türkiye'yi karşılaştırmak gerekiyor önce. Ülkede bir hobi edinmek maalesef sınıfsal bir şey. Sinema, tiyatro, opera her şey sınıfsal. Eğitim yetersiz. Belki önceye göre daha fazla olanak var fakat gençlerin geleceğe dair bir umudu yok. Bu düşünceler beynimde dolaştı durdu. O sebeple kitaba elim hiç gitmedi. Maalesef sevmediğim bir kitap oldu.