kendimle kendim arasında gidip gelen yeni bir yol açtım. günler, niçin uzadığını, niçin kıvrıldığını bilmediğim bir sarmaşık gibi dolanıp durdu boynuma. dünya, bensiz de dünyaydı; darılmadım.
birkaç kitap, küçük bir sırt çantası ve bir koltuk numarasından ibaret olduğum halde, o günlerde kendimi, hayat tarafından sipariş edilmiş, sonu henüz muğlak bir romanın kahramanı gibi hissediyordum.
... o zamana kadar yaşamımın akışında yitip gitmiş olan şeyleri düşündüm. uçup gitmiş saatleri, ölmüş veya yitmiş arkadaşları, bir daha geri gelmeyecek hisleri.