Sen el kadar bir kadınsındır,
Sabahlara kadar beyaz ve kirpikli
Bazı ağaçlara kapı komşu,
Bazı çiçeklerin andırdığı
İş bu kadarla bitse iyi
Bir insan edinmişsindir kendine
Bir şarkı edinmişsindir, bir umut
Güzelsindir de oldukça, çocuksundur da
Saçlarınla beraber penceredeyken
Besbelli arandığından haberli
Gemiler eskirken, deniz eskirken limanda
Sevgili
Kitaba başlamak isteyenler için güzel bir sebep Mona Rosa namı diğer Sezai Karakoç'un Muazzez Akkaya'sı.Kitaba başlama merakım Mona Rosa şiiri ve hikayesiyle başlar.Rivayete göre Sezai Karakoç üniversitede Muazzez Akkaya adında bir kadına aşıktır ancak hiçbir zaman bunu söyleyemez,Muazzez Geyve'ye tatile gitmiştir tam karşısında onu izlerken Geyvenin gülleri diye yazmıştır satırlarını.Mezuniyet töreninde herkesin önünde okur şiirini ancak kime yazıldığını kimse anlamamıştır.Bir akrostiş yazmıştır fakat kimse 30 yıl boyunca birleştirince MUAZZEZ AKKAYAM yazdığını fark edememiştir. Her satırına değil her kıtanın başına harfleri yerleştirmiştir çünkü.Şiir patladıktan sonra önce Muazzezi araştırırlar,o çoktan evlenmiş çoluğa çocuğa karışmıştır şiir sorulduğunda da asla haberi olmadığını söyler.Sonra Sezai Karakoç un telefonları susmaz şiirin gizemi ve Muazzez sorulur;Bu şiir hakkında son kez konuşacağım, bu şiiri kendim için yazdım öyle bir kişi yok o hayalidir der. Akıllardaki tüm rivayetleri yıkarcasına konuşur ama bu şiiri yazdığından beri de hiç evlenmemiştir de.
Şöyle bir düşününce Muazzez Akkaya'nın mona roza olmasına imkan yok, belki de hiç bir sevgilinin mona roza mertebesine ulaşma şansı yok ama yine de bir umut değil mi? Mona roza bir hayal,bir gölge bütün hayatımız boyunca peşinde koştuğumuz.Hepimiz kafamızdaki hayale ''o'' olabileceğini sandığımız güzel bir vücut, güzel bir yüz aramıyor muyuz?
Muazzez hanım da bir zamanlar çok özel bir adam tarafından ''o'' sanılmış güzel bir yüzdür belki de.