nur

"Ahimsa, zarar verme, incitme demek. Elini, yapmak için de kullanabilir insan yıkmak için de; korumak için de kullanabilir yok etmek için de. "Ahimsa bilerek, isteyerek, kasten zarar verme demek. Yaşamın bir bütün olduğunun bilinciyle yaşa demek. Şarkı diyor ki, 'Uyku, ormanın uykusu. Rüya, ormanın rüyası. Hepimizin içinde aynı yaşam akıyor. Ağacın, böceğin, kuşun içinde.. Havanın, toprağın, suyun içinde. Onun için Ahimsa""
Sayfa 71 - kısaltılmıştır.·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bir zamanlar söz değil sadece ses varmış. İnsanın ormanı dinlediği ve duyduğu zamanlarmış. Rüzgarın uğultusunu, toprağın kıpırtısını yağmurun bereketini... Açmasına ramak kalmış tomurcuğun, toprağında su arayan köklerin sesini duyarmış insan. Kozasında kelebeğe dönen tırtılın, ana rahminde büyüyen ceylanın, peteğine bal dolduran arının sesini... Orman ses verir, insan dinlermiş. O kadar çok dinlemiş, yüreğini ormana öylesine açmış ki insan, toprağın altından gelen sesleri dahi duyar olmuş. Çıplak ayaklarını toprağa gömer, ağaçlar gibi köklenir dinlermiş. Ağaçların kökleri incecik kırılgan bir ağın lifleriyle birbirine karışıp fısıldarmış: Pa-po-viiii. Pa-po-viiii Zamanla duyduklarını sese dökmeyi öğrenmiş insan. Böylece müzik doğmuş. Binlerce, on binlerce yıl geçmiş. Derken sesler sözle buluşmuş, insan sözcüklerini bulmuş, konuşmaya başlamış. Ormanın sesine hala kulak veriyormuş. Duyduklarını söze döküp anlatabilir hale gelmiş. Böylece masallar doğmuş. Ama sonra... Binlerce, on binlerce yıl sonra, söz o kadar baskın çıkmış ki sese ve insan o kadar çok konuşur olmuş ki ormanın sesini unutmuş. İnsanın kulaklarını kendi sözünden başka tüm seslere kapattığını anlayan orman, evrenin başlangıcından beri ilk kez susmuş. O büyük sessizlik anında yalnızca ve yalnızca insanın ağzından çıkan söz var olmuş. Orman o sözde kendinden bir iz aramış ama bulamamış çünkü insan konuşurken hep kendini anlatıyormuş. "Ah", demiş orman, "Ah! Belki günün birinde benim sesimle insanın sözü birleşir. Ama o zamana kadar neyse ki müzik var, bir de masallar... Ve rüyalar.
Sayfa 51 - kısaltılmıştır.·Kitabı okudu
İnsan hayatında hiç değilse bir kez ormanda uyumalı.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Çocukluğumda köydekiler "başı önde, gözü yerde" derlerdi bana. Hep bir şeyler arardım yerde, bulduğumu toplardım. Çok sonra öğrendim sadece yere bakarak aranmayacağını; etrafa, uzaklara, yukarıya da bakmak gerektiğini. O zaman sadece pelitleri değil sincabı, şahini, alakargayı, yabandomuzunu da görebileceğimi fark ettim. Ancak o zaman, başımı gökyüzüne kaldırdığımda anladım her daim topladığını ama asla "başı önde gözü yerde" olmadığımı.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Ağaçlar tek tek değil, birlikte yaşar. Ormanda hayat bireysel değil, kolektiftir. "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" dercesine ya hep birlikte tohum verir ağaçlar ya da hep birlikte o yılı sessiz geçirir.
Sayfa 47·Kitabı okudu