Dudaklarımdan dökemediğim kelimeler
Gözlerimden taşar olmuş
Kalbimden sökemediğim dertler
Yarınlarıma anı olmuş
Aklımdan çıkmayan sözler
Uykusuzluğuma bahane olmuş
Ağzından çıkan özensiz yalanlar
Benim son esrarım olmuş
Senin bu habersizce gidişin
Tanmadığın bir kıza ecelini sordurtmuş
Bir ölüye verdiğin değer ise
Onun mezarını bozan böcekler olmuş
Her kalpten gideni ayrıldı mı sandın? Dönüp arkasına bakmayanı yar mı sandın? Sevdiğinden utanmak maharet mi sandın? Dilinin ucuna gelen o güzel sözleri saklamak ustalık mı sandın? Seven, sevdiğine sevgisini nefes aldıkça söylesin. Ya sevmeyi ya da sevdiğini söylemeyi ertelersen, bir sabah uyandığında hayatta olmazsa, bunun pişmanlığıyla nasıl yaşar insan? O yüzden çok geçmeden seviyorsanız söyleyin.
“Aşk, bir ağaç gibidir; kendi kendine büyür, bütün benliğimizin derinliklerine kök salar ve kalp harabede de olsa yeşil kalmayı sürdürür. Anlaşılmaz olan şu ki, ne kadar körse o kadar saplantılıdır. En mantıksız olduğu an en güçlü olduğu andır.”