Zekat, sadaka vermezsen öldüğünde onları millet yer, sen de azap meleklerinden topuz yersin. MÜCEDDİD MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİ Kuddise Sırruhu.
1000Kitap
"İNCİ" Küllerinden yeniden doğmak...
62. BÖLÜM 🌹İnci 🌹 Evet, iyi uyumuştum... Uzun zamandır ilk kez başımı yastığa koyduğumda, zihnimdeki o gürültülü sesler susmuştu. Geçmişin o keskin pençeleri bu gece yakamı bırakmıştı. Serkan’a söylememiştim ama ben de onu görmüştüm rüyamda. Masalsı bir huzur vardı içinde. Hatta gözlerimi araladığımda, rüya bitmesin diye beş dakika daha uyumak için kendimle resmen mücadele ettim. Tekrar uyuyamadım çünkü, Serkan’ı görmeye dair engelleyemediğim bir istek vardı, erken kalkışımın sebebi de buydu. Onu kahvaltıya çağırmalıydım; sadece onu değil, Funda’yı da... Ona karşı fevri davrandım, farkındayım. Eğer o olmasaydı, o güçlü duruşuyla beni sarsmasaydı, ayağımdaki geçmişin prangalarıyla daha ne kadar sendeleyecektim kim bilir? O benim ruhumu onarmış, her seferinde bana bir çıkış yolu fısıldamıştı. Bana inanmıştı. Şimdide ben ona ve onun samimiyetini, dürüstlüğüne inanmalıydım. Onu aradığımda sesindeki şaşkınlığı hissettim ama davetimi öyle içten kabul etti ki, içim ısındı. Yataktan kalkar kalkmaz, odanın camını sonuna kadar açtım. İçerinin havası tazelenirken yatağımı özenle düzelttim. Erken uyanmanın verdiği hafif şişkinliği yok etmek için yüzümü defalarca soğuk suyla yıkadım. "Lütfen işe yara," diye mırıldandım kendime. Oturma odasının balkon kapısını açtığımda içeriye esintiyle dolan tuzlu deniz kokusunu içime çektim. Etraf aydınlanmamış olsa da, havanın bulutsuz oluşu, güzel bir gün olacağını işaret ediyordu. Bu mevsimde güneşin vurduğu o lacivert sulara bakmaya doyulmuyordu. Mutfakta hareketli bir müzik açıp mutfak önlüğümü taktım. Serkan spor yapmayı severdi, ona enerji verecek bir şeyler hazırlamalıydım. Fırına elma dilim patatesleri sürdüm, tavadaki pankeklerin kokusu tüm evi sardı. Kızarmış ekmeklerin üzerine avokadolu karışımı sürüp üzerine tam kıvamında pişmiş
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"İNCİ" Sesini duymayı, yanımda olmasını çok isterdim.
32. BÖLÜM 🌹 İnci 🌹 Sabahın yedisinde, güneş henüz sokak lambalarının soluk ışığıyla kapışırken başlamıştım temizliğe. Zaman geçmek bilmezken öğlen olmuş, güneş tepede dikilmeye başlamıştı bile. Camlar birer ayna gibi parlıyor, koltukların en kuytu köşeleri tozlardan arınmış, banyo fayansları üzerime düşen ışığı bin parçaya bölerek yansıtıyordu. Ama ben duramıyordum. İki artı bir bu küçük evi altüst ederken, eşyaların canını çıkarırsam içimdeki düğüm de çözülecek sanıyordum. Kendi kendime söyleniyordum: “Niye daha büyük bir ev tutmadım ki?” İçimdeki yorgun ses hemen cevabı yapıştırdı: “Ya da neden seni saatlerce oyalayacak kadar eşya doldurmadın ki şu eve? Bak, bitti işte. Şimdi neyle kaçacaksın kendinden?” Mutfağa geçtiğimde çaydanlıktaki suyun feryadı camları buğulandırmıştı. Ocağın altını kapattım. Buzdolabından peyniri, zeytini, domatesi çıkardım; birazdan büyük bir ziyafet çekecekmişim gibi her şeyi masanın üzerine özenle, dizdim. Tam o sırada, kapı zili çaldı. Kalbim göğüs kafesime sığmadı. Duraksadım. “Kim olabilir ki bu saatte?” Mantığım kapıları kilitlerken, kalbim bir boşluk bulup yasaklı ihtimali sızdırdı içeri: “Yoksa o mu?..” Hayır... Hemen susturdum kendimi. “Saçmalama İnci. Neden gelsin? Gelmek için bir nedeni mi kaldı?” Parmak uçlarımda kapıya yürüdüm, nefesimi tutarak dürbünden baktım. Bir kurye. Elinde yabancı bir paket, yüzünde sıradan bir iş günü bıkkınlığı. Gözlerimi devirdim, hayal kırıklığının tadı ağzımda acı bir his bıraktı. Kapıyı açmadan, yorgun bir sesle seslendim: “Yanlış geldiniz.” Cevabını beklemeden uzaklaştım. Evin her köşesi ışıl ışıldı; tek bir toz tanesi bile barınacak yer bulamamıştı kendine. Ama içimde, pırıl pırıl eşyaların tam ortasında, darmadağınık, isli ve kirli bir şeyler duruyordu hâlâ.
1000Kitap
"İNCİ" Aynı çift gibi... aynı sevgili gibi
28. BÖLÜM 🌹 İnci🌹 __Aslı’ya söylemekle hayatımın en riskli ama belki de en cesur hamlesini yapmıştım, henüz bilmiyordum. Heyecanım bana zaten ağır gelirken, o enerjisiyle gelip bu yükü omuzlarımdan aldı ve yerine bambaşka bir şey bıraktı: Görülme arzusu. “O da orada olacaksa, bakışlarını üzerinde hapsetmen lazım,” dediği an, günlerce sürecek maratonun fitili ateşlenmişti. Kaç butik gezdik, kaç askıdan ellerimiz boş döndü, hatırlamıyorum. Ben bir köşede, üzerime hiç oturmayacağını bildiğim eşyaların arasında kaybolmuşken; Aslı, vitrinlerin arasında avını takip eden bir avcı gibi parıldayan gözlerle koşturuyordu. Bana getirdiği her elbise, tarzımdan fersah fersah uzak, iddialı, "buradayım" diye bağıran parçalardı... Oflaya puflaya girdiğim her kabinde, aynadaki o yabancıya baktım. "Ben bu değilim," diye fısıldarken kapının ardından “Kendin olmayı bırakma İnci, ama kendine başka bir pencereden bakmaya da izin ver,” diyerek adeta yaşam koçum olmuştu ve bana fazlasıyla gaz veriyordu.__ Şimdi ise, o gün "asla giymem" dediğim turuncu şifonun içindeydim. Önden bakıldığında su gibi dingin, masum, dökümlü bir elbise... Ama arkamı döndüğümde her şey değişiyordu. Sırtımdaki dekolte, bel çizgime kadar keskin bir şekilde iniyordu. Tenimin o serin dekolteyle buluştuğu her an, kalbimin atışını sırtımda hissediyordum. Saçlarımı ortadan ayırıp ensemde sade, sıkı bir topuz yaptık. Yüzüm, saklanacak bir yer bulamadan tüm çıplaklığıyla ortadaydı. Makyajım ise benim o vazgeçemediğim sadeliğimle Aslı’nın cesareti arasında kalmıştı. Gözlerimde sadece derinlik katan bir kalem ve kirpiklerimde hafif bir rimel. Tenim, az önce bir rüzgâr değmiş gibi doğal. Dudaklarıma ise elbisenin turuncusuna uyumlu, kiremit rengi bir ruj sürdüm. Aynadaki bu kadınla yeni
1000Kitap
Abv Gün
Kafamın içi Welcome to India. Iki hayatım var sanki ,real hayat ve hayal dunyam Dusunun ki yoldasınız, gözlerimi kapatınca Jaipur , Takayama efendime söyleyim Captown paso seyahat ,turuncu yesil gomlekler ,afrika örgüsü bla bla Aslinda olan siyah takim ,saç topuz,evrak çantası
“Hiç kimseden vefa bekleme; herkes ihtiyacına göre yoldaştır seninle…” — Erkan Topuz