Kuru dallarda ,buzları yeni çözülmeğe başlamış toprakta, bulutları yumuşamış karanlık gökte bahar nasıl yavaş fakat emin kımıldanırsa bende de tabii hayat öylece kımıldandı.
Ben, kendi hayatlarını serbestçe yaşayan bu insanlar arasında, talihini alnında gezdiren garip bir mahluktum;sade talihim değil,ölümüm bile alnımda böylece yazılıydı.
“Yaralar vardır hayatta,ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıktan yiyen,kemiren yaralar.”
Bu cümlesi ile başlar Sadık Hidayetin Kör Baykuşu ve o anda içinde ki yaraları hissetmeye başlarsın.İnce bir oturuşta okurum diye ele alınıp okunacak bir roman değildir.Farklı bir dünyanın kapılarını aralar,yalnızlığın acısında kavurur anlamdırır sizi.Anlatsanız anlatamazsınız,yorumlamak istersiniz yorumlayamaz, oku işte başka bir dünyanın kapısı dersiniz.
Bende şimdi size diyorum başka bir dünyanın kapısı aralanır okurken
Bu başyapıtı okumanızı tavsiye ederim.Şimdiden keyifli okumalar.
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
Kendi sızı ve ıstıraplarına çok rahat çok dinlendirici bir şey gibi gömülüyorlardı ve bunda da haklıydılar,hiçbir ıstırap bu korkunç ses kadar müthiş olamazdı;her ıstırabın sonunda nihayet ölümün kurtuluş kapısı vardır;onun aralığından maddeye vaat edilen sükut sezilir;fakat bu çığlığın,bir sonsuzluğa doğru uzanan dehşetinde insana ölümün tecrübesini bile unutturan bir şey vardı.