Zeynullahın dükkanında oturanlar her geleni boynuna sarılarak karşılıyor, her kalkıp gidenin de arkasından, yağmur gibi dedikodulara başlıyorlardı. Adamın ne hırsızlığı, ne pezevenkliği, ne gözü doymazlığı, ne ikiyüzlülüğü kalıyordu. Her kalkıp giden de kendi arkasından aynı şeylerin söyleneceğini biliyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Allah insanları zulüm altında yaşasınlar diye yaratmamıştır. Bu dünya zulüm dünyası oldu. Allah istemiyor, Peygamber bunu istemiyor. Biri yiyor, bini bakıyor. Kuranı Kerimde Allah diyor ki, zulüm edenler kâfirdir. Zulüm görüp de karşı koymayanlar, ölümleri pahasına, açlıkları pahasına da olsa karşı koymayanlar da kâfirdir. Zulme şahit olupta karşı koymayanlar, seyredenler, boyun eğenler de kâfirdir. Cennet, zulme karşı koyan, kötülüklere, ne için olursa olsun karşı koyan kişinin ayağının altındadır.
Bu kaleyi Osmanlılar, daha düne, Cumhuriyete kadar hapisane olarak kullanmışlar, nice politik mahkumları burada boğarak öldürmüşler, ölülerini de, ya Akdenize, balıklara, ya da dağa, kurtlara atmışlardı. Bu kale, Osmanlıya geçmeden, yani Fırkai ıslahiyeden önce Küçükalioğullarının elindeydi.
Bir kere köylerin içine kadar çeltik ekilmesi yasaktı. Bu yıl bir çok köy çeltik alanlarının ortasında, bataklıkların için de kalmıştı. Çeltik sahalarının yerleşim yerlerine uzaklığı en az üç bin metre olmalıydı, oysa ki, bu alanlar, kasabanın son evlerinin avlu duvarlarından başlıyordu.