hayatı çoktan seçmeli sorular gibi algılıyorsun. oysa sandığın kadar çok değil seçenekler. yalnızca iki şıktan söz edebilirsin. ve bu ikisi birbirini reddetmiyor. sen ve tanrı.
melekler peşi sıra odama doluşuyor. konuşmaya cesareti yok hiçbirinin. sözcükler sükûta düşüyor. cızırtılı radyodan ölümü söylüyor eski bir türkü. yaşam, kimsenin aralamadığı bir kapının ardında kalıyor.
yürüdüğüm sokakları, arka balkonumuzu, oynadığım oyunları reddediyorum. her şeyi, hepsini reddediyorum. benim diyebileceğim kadar sahici olan ne varsa. şimdi çırılçıplağım, yüzünün gecekondularında geziyorum, gözlerine iniyorum bazen, ifşa edilmiş bir yaşam, talan edilmiş bir alın yazım var sadece.
yüzüm eskiyor.