insan gömdüğü şeyin gömüldüğü bu çok derin yerden asla çıkamayacağını, orada çürüyüp yok olacağını sanıyor. ama öyle olmuyor, aksine gömülen şey katılaşıyor, zonklayan bir ağrı haline geliyor ve katılaşan bu kitle bir de üstüne enfekte oluyor, insanın bilincine de belleğine de irin gibi, ince ince sızıyor. zehirliyor.
özgür olduğumuzu, özgürlükle aramızda bir duvar olduğunu, istediğimiz zaman bu duvarı bir omuz atıp yıkabileceğimizi sanıyorduk. şiddetle yanılıyorduk. özgürlük çok tatlı bir yanılsama, insanın hayal etmekten vazgeçemediği imkânsız bir fanteziydi.
insanın kendi kendini aşağıladığı küçük anlar çok
büyük travmalar aslında çünkü insan kendini kendine karşı savunamıyor. aşağılayan kendisi, aşağılanan kendisi, nasıl yapsın?