herkesin, sadece kendine ait, içini dışını bildiği, kendini güvende hissettiği bir ormanı vardır. ve kendi ormanına sahip olmak, bu hayattaki en güzel şeydir. bunun için yapman gereken tek şey, ormanda yeteri kadar dolaşmak. böylece, çok geçmeden her kayayı, her alengirli yeri, devrilmiş her huş ağacını yakından tanırsın ve işte o zaman orman senin olur, sana ait olur.
ölüm ve yaşam birbirine tezat durur ama en çok bu ikisi birbirine karışır. bazıları öldüğü halde kendini hayatta sanıyor, bazı ölüler de sürekli hayatın içinde. bize verilen ceza da bu belki: ölümle hayat arasındaki çizginin belirsizleşmesi, ölümü ve hayatı gereği gibi hissedip yaşayamamak.