bu hikâye pek çok şey hakkında ama en çok da aptallar hakkında. dolayısıyla en baştan söylemek gerekir ki başka insanları aptal addetmek çok kolaydır; tabii ancak insan olmanın ne kadar aptalca zor bir şey olduğunu unutursanız. özellikle de uğruna nispeten iyi bir insan olmaya çalıştığınız başka insanlar varsa.
inceleme yazıma başlamadan önce matt haig’in en sevdiğim kitabının hâlâ zamanı durdurmanın yolları olduğunun altını çizmek istiyorum. kendime inanılmaz beğendiğim kitaplar hakkında yorum yapacağıma dair söz vermiştim ancak bu kitabın beni ergenlik yıllarıma götürdüğünü söylemem gerekiyor. özellikle the vampire diaries izlediğim günlere. helen radley’i elena gilbert, peter radley’i stefan salvatore, will radley’i ise damon salvatore olarak hayal etmekten alıkoyamadım kendimi. zihnim arada alacakaranlık serisine de misafir oldu tabii. bende yarattığı nostalji etkisi kesinlikle hoşuma gittiğinden çoğu kişinin aksine kitabı beğendim. peki bir daha okur muyum? kesinlikle hayır. Radley Ailesi
insanların değişmeyeceğine, on yıl önce ilk tanışıldığında neredelerse orada kalacaklarına güveniliyor. gerçekteyse insanların arasındaki bağlantılar kalıcı değil, güneş tutulması ya da bulutların gökyüzünde birleşmesi gibi gelip geçici ve rastlantısal.