insanlar hayatımızda ikamet ederler; kimileri yıllarca kalır, kimileriyse turisttir, sadece geçerken uğrar. bazen aradaki farkı anlamak güç olabilir. tanıştığımız herkese tutunmaya çalışmamalıyız, bunu yapamayız, yapmamalıyız. ben hayatımda birçok turistle tanıştım, uzak durmam gereken insanlarla. kimsenin sana fazla yaklaşmasına izin vermezsen incinmezsin.
şimdilerde insanların en büyük sorunu buydu işte: sahip olduklarının kıymetini bilmiyor, her zaman daha fazlasını istiyorlardı. hem de çalışmadan. emek harcamadan. istedikleri olmadığında şımarık veletler gibi sızlanıp duruyorlardı. çoğu insan dünyanın onlara borçlu olduğuna inanıyor, hayatta yaptıkları yanlış seçimlerden başkalarını mesul tutuyorlardı. ve herkes işler planladığı gibi gitmezse öylece bırakıp kaçabileceğini sanıyordu.
sırlar yalnızca onları henüz bilmeyen insanlar için sırdır. paylaşıldıklarında yalana dönüşebilirler; tırtılların kelebeğe dönüşmesi gibi güzel yalanlar da çok, çok uzaklara uçabilirler.
çocukken sevdiği ya da onu seven kimse yoksa sevgiyi nasıl öğrenir ki insan?
öte yandan sevmek, nefes almak gibi değil mi? içgüdüsel? doğuştan bildiğimiz bir şey değil mi? yoksa sevmek, fransızca konuşmak gibi mi? kimse size öğretmezse asla akıcı olamazsınız, pratik yapmazsanız unutursunuz…