Yine beklendik bir Dan Brown kitabı. Dav Vinci Şifresi, Kayıp Sembol, Melekler ve Şeytanlar gibi akışkan bir aksiyon romanı. Buna karşın o seri kadar altyapısı derin değil. Daha güncel, daha çok örgüden çok olaya odaklanmış bir kitap.
Birer sayfalık minik hikayeciklerden oluşuyor, hikayeler son paragraflarında özlü sözler ifade eden nasihatler üzerine kurulu. Öylesine okunabilir, akıcı bir hikaye gibi bir beklentiye girilmemeli.
Uzaktan bakıp görmek mümkün değildir, yorum yapabilmek için içinde bulunmak icap eder. Eğitimin zorluklarını anlamak, doğuda yaşanılan öğrencilik ve öğretmenliği idrak etmek için ilk elden okunabilecek, akışkan bir kitap.
Genel bakışta birbirinden bağımsız onlarca başlıkta bir sürü karakterin kısa kısa öykülerini okumuşum gibi. Ancak bu kısa bölümleri okurken her birinin tek bir ana fikri ve temayı pekiştirdiğini anlayarak okuduğumda çok daha anlamlı hale geldi. Hepsi İstanbul'un tarihi boyunca tekrar tekrar süregelen yaşantıları ve karakterleri gözlemleyip analiz ediyor. Sonunda verdiği özetvari başlıkla birlikte tarih boyunca kişiliklerin de sürekli kendini yinelediği ancak birbirinden pek de farklı olmadığını ayırt ettiriyor. Fazla uzun süreye yayılırsa anlam karmaşası oluyor kısa sürede bitirilmeli.
Stefan Zweig kitapları gibi az ama öz bir hikaye ile ana fikrini okuyucuya ileten bir kitap. Ana fikir üzerinde tefekkür edilip derinlemesine incelenebilir ancak kitap bunu yapmayıp tamamen okuyucuya bırakıyor.