Fox Mulder

Fox Mulder
@trustno1
Derin sular sakin değildir. Gerçek orada bir yerde. İyiler ilk görüşte tanınmaz. Perdeler senin için Rakiş canım.
Ho Ho Ho!
“Amirim, bu şahsı sokağa çıkma yasağı varken dışarıda yakaladık. Üzerinden kimliği çıkmadı. Yanında şüpheli bir de paket taşıyordu. Mukavemet etmeye kalkınca da aldık getirdik.” “He, ne?” “Amirim, bu şahsı…” “Onu anladım olm, zaten yılbaşı gününe nöbet kilitlenmiş, kafam kazan gibi, bir de bu eksikti. Getirin bakiim şu herifi!” “Geç lan içeri, amirim seni bekliyor.” “Bana karşı saygılı olun lütfen.” “Konuşma lan! Amirim adam bu!” … “Gel bakalım, geç otur kırmızılı.” “Kırmızılı mı?” “Renk körü müsün? Üzerindeki ne renk?” “Beni tanımadınız mı?” “Bönö tönömödönöz mö?” “Hiç yakışıyor mu koskoca başkomisere böyle taklitler yapmak?” “Ulan KIRMIZILI! Esas sana yakışıyor mu bu yaşta sirk palyaçosu gibi gezmek?” “Sirk palyaçosu mu?” “Sen Karadenizli misin?” “Neden sordunuz?” “Soruya soruyla karşılık veriyorsun da.” “Yoo değilim.” “Hayret bu sefer soru sormadın karşılık olarak, doğrudan cevap verdin.” “Ne demek istiyorsunuz? Anlamıyorum sizi.” “Hah yine sordun soruyu ama aldın mı, öhöm, neyse. Sen şu uyum süreci falan filan diye yasaklananlara dua et. Kemikkıran Başkomiser dönemine düşseydin alırdın nasibini.” “Nasibim derken?” “Boruyu yani.” “Ne borusu?” “Ehh, yeter bu kadar muhabbet, köy kahvesi mi lan burası!” “Değil.” “Değil başkomiserim, diyeceksin.”
Reklam
Ah Canım - Temmuz Ayı Öykü/Deneme Etkinliği
youtube.com/watch?v=a8pAKr_... “Teker teker konuşun be, teker konuşun! Lan olm! Kime diyorum!” Karakol amirinin bağırması üzerine derin bir sessizlik oluşmuştu. Sessizliği bölen, benim biricik arkadaşım, kurtarıcım oldu. “Amirim şimdi izninizle ben anlatayım olayı.” “Sen de kimsin be adam, nesi oluyorsun bu adamın?” “Amirim, belki her şeyi, belki hiçbir şeyi!” “Ne diyorsun evladım film repliği gibi? Önce adını sanını söyle. Kafam zaten kazan gibi olmuş, bütün gece olay olay.” “Affedersiniz amirim. Ben bu arkadaşın arkadaşıyım. Adım Sadri Işık. Efendim, benim rahmetli babam Yeşilçam hayranıymış, ondan böy…” “Evladım, adını söyle dedim, hayat hikâyene başladın. Eee neyse, bunun arkadaşısın, onu anladık. Bu arkadaşının adı ne?” Amirin benden bahsettiğini anlar anlamaz, lafa girdim izin falan istemeden. Eee ne de olsa bugüne bugün eski de olsa pop yıldızıydım. “Ben Ahmet, Ah Canım Ahmet.” Karakol amiri bunun üzerine gülerek (sonradan Sadri söyledi de öğrendim, sinirlenmiş aslında, sinirle gülmüş yani ben hâlbuki onu hayranım sanmıştım) bana döndü. “Ooo öyle mi Ahmetçim, seni de yorduk buralara kadar kusura bakma. Sen ne ayaksın Canım Ciğerim Ahmet?” “Dalyar, bi’ sus be olm, dövdürtmek mi istiyorsun bizi? Amirim onu dinleme sen, beni dinle.” “Dalyar kim lan?” “Amirim bunun adı Dalyar. Dalyar Ak.” “Ne!? Sen kime dedin o lafı, kime dedin?” “Amirim valla size değil. Bunun adı Ahmet falan değil. Bu kendisini pop yıldızı sanıyor bazen. Gerçek adı Dalyar.” “Eee nedir bu Ahmet hikâyesi peki?” “Amirim izninizle ben devam edeyim,” diye söze karışıp albümümden bahsetmek istesem de amir, “Sus lan Dalyar Ak!” deyince sesimi kesmek zorunda kaldım. (Amir bana küfür etti sanmıştım, gerçek adımın bu olduğunu unutmuştum o an.) “Amirim, bunun babası, rahmetli Hamdi Amca,