Fox Mulder

Fox Mulder
@trustno1
Derin sular sakin değildir. Gerçek orada bir yerde. İyiler ilk görüşte tanınmaz. Perdeler senin için Rakiş canım.
9/10
·144 syf.··
2021 46. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2021 13:06
Hemen hemen her ülkenin zaman zaman içinde bulunduğu bazı dönemler ve durumlar vardır. Bu durumlarda genellikle baskıcı bir rejim, rejime karşı olanı susturma, kendinden olmayanı dışlama, sindirme politikaları uygulanır. Tarihte akla gelen ilk örnekler bellidir. Hitler dönemi Almanya’sı, Stalin dönemi Sovyetler’i, devrim sonrası İran… Bir de Balkanlardaki ülke Romanya var. 1965-1989 arasında ülkeyi yöneten Nicolae Ceauşescu, Türkçe bilinen haliyle Nikolay Çavuşesku, Romanya’nın 1989 yılının sonlarına gelirken devrilen lideri. Nikolay Çavuşesku’nun eşi ve başbakan yardımcısı olarak atadığı karısı Elena Çavuşesku. Kitap tam olarak Elena Çavuşesku’yu ve çevresindekileri anlatıyor. Fakat kitabın adına bakarak bu kitabı gerçek bir anı kitabı sanmayınız. Kitap aslında tam bir Kara Mizah örneği. Kitabı yayına hazırlayan Patrick Rambaud ve Francis Szpiner, Elena Çavusesku ve çevresindekileri tiye alıyorlar. Birkaç örnek vermek gerekirse: Romanya’nın ne kadar güçlü olduğunu tüm dünyaya göstermek için üretilen tarım ürünlerini ihraç etmesi sonucu halkın tek bir patates için günlerce kuyrukta beklemesini; ülke içindeki Yahudi azınlıklara İsrail pasaportlarının satılmasını; karşı devrimcilerin araba kazalarıyla yok edilmesini; aslen ilkokul haricinde hiçbir eğitim almamış olan Elena’nın fahri diplomalarla kimya profesörü olmasını; kürtajın yasaklanmasını, yazarlar kara mizahla anlatıyorlar. Gerçekleşen bir karşı devrimle, Nikolay ve Elena Çavuşesku’nun hayatları da, bir idam mangasının önünde son buldu. Kitabın sonunda Cioran bakın ne diyor: “Tarih aslında tekerrür etmez, ama insanın becerebileceği yanılsamalar sayıca sınırlı olduğundan, hep değişik bir kılık altında ortaya çıkarak, köhnemiş bir rezilliğe yeniymiş havası verip trajik bir cila atarlar.”
Bir Devlet Başkanı Eşinin AnılarıElena Çavuşesku · Altın Kitaplar · 19903 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·136 syf.··
2021 44. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2021 17:14
2019 senesindeyiz. Gün belli değil. Çin’de bir lokantadayız. İsmi bizde saklı Çinli bir adam olan hikâyemizin kahramanı iştahla bir şey yiyor. Elinde de o acayip çubuklardan (Baget desen baget değil, şiş desen şiş değil o zamazingolardan) var. Lokantadaki sohbeti, orijinal dilin hayranlarının da affına sığınarak, Türkçe çevirili olarak aktaralım. “Mmm! Çok lezzetli görünüyor yine çorba. En sevdiğim çorbanız bu.” “Afiyet olsun efendim.” 2 dk sonra… “Garson! Bu ne rezalet! Yarasa çorbamdan virüs çıktı!” “O müessesenin ikramı efendim. Afiyet olsun.” Evet. Virüs işte böyle yayıldı ortaya… Desem inanır mısınız? İnanmazsınız umarım. İnanmayın yani. Böyle de olmuş olabilir mi? Evet olabilir fakat virüsü İsrail’in, Bill Gates’in, Elon Musk’ın, istihbarat teşkilatlarının, İngiltere Kralı’nın, rahmetli Başkan Kennedy’nin dünyaya sürme ihtimali, Çin'de bir lokantada yapılan çorbayla yayılma ihtimaliyle aynıdır. Komplo teorileri üretmenin kime ne faydası olacak bilmiyorum, hayatım boyunca anlamadım. Tek bir gerçek var, bu virüs gerçekten var ve yayılıyor. (Gözümle görmüyorum kardeş ben diyenlere, evlerine elektron mikroskobu almalarını öneriyor uzmanlar. Fiyatı biraz tuzlu tabii, ama danaya girer gibi de girilip alınabilir. Hem evladiyelik olur.) Bununla birlikte bir kere şunu söylemek gerekiyor; Koronavirüs 2019’da çıkmadı, daha önce de vardı, SARS, MERS gibi isimlerle daha önce de yayılmıştı. COVID-19’un kontrol altına alınmasının güç olması işi diğer iki tip virüsten biraz daha farklı hale getiriyor. Ben olayın biyolojik kısmına girmek niyetinde değilim. DNA ile RNA farkını bilmeyen (Bkz: DNA virüsleri RNA virüsleri), bakteri ile virüs farkını bilmeyen kim varsa konuşuyor çünkü bu konularda. YouTube ve benzer video siteler maalesef tam bir çöplük. Anti bakteriyel jellerle
Temaslı SözlükTezcan Durna · Um:ag Yayınları · 20211 okunma
Rezzan Kiraz yorumları tadında bir bölüm
9/10
·110 syf.··
2021 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2021 12:43
Gizli Dosyalar’ın 3. sezonunun, 13. bölümü “Syzygy”nin, gençlik kitapları yazarı Neal Shusterman’ın, Easton Royce adı ile öyküleştirmesi sonucu ortaya çıkan kitap. Diziyi takip edenler bilecektir, normal olarak işlenen ana konusunun haricinde “Monster of the Week” veya “MOTW” (Haftanın Canavarı) bölümleri olurdu. “Syzygy”, Türkçeye çevrilmiş haliyle “Sizigi”, “Üç göksel nesnenin astronomik hizalanması” demektir. Her 84 yılda bir Merkür, Mars ve Uranüs bir çizgide hizaya girerler ve etkileşim olur. Hizalanmanın gerçekleşeceği 12 Ocak günüdür. Olayların geçtiği küçük kasaba da astrolojik sinir merkezinde yer almaktadır. Bu hizalanma insanların birbirleriyle olan ilişkilerini de olumsuz etkilemektedir. Peki ama kasabada liseli gençlerin esrarengiz bir şekilde cinayetlere kurban gitmesinin bu hizalanmayla ilgisi nedir? 12 Ocak 1979 tarihinde doğan birileri evrenin bütün gücünü üzerinde nasıl toplamaktadır? Senarist Chris Carter’ın, tüm sezonlarla karşılaştırıldığında belki de en fantastik “Haftanın Canavarı” karakterlerinden biri değil. Yine de ilginç bir konu seçimi ile başarılı sayılabilecek bir bölüm yazmayı başarmış.
Gizli X Dosyalar - 3Easton Royce · İthaki Yayınları · 20176 okunma
10/10
·78 syf.··
2021 30. kitabı
Kitap adından da anlaşılacağı üzere bir çocuk kitabı. Saçları kirpi gibi durduğu için herkesin -anne babasının bile- Kirpi diye seslendiği Ömer'in ve arkadaşlarının başından geçen kısa öykülerin yer aldığı kitap. Umur Bugay'ın ihtilal öncesinde kaleme aldığını ancak ihtilalden 3 yıl sonra baskısının yapılabildiğini anlatılanlardan anlamak mümkün. Dönemin sorunlarına ince ince dokundurmalar yaparak, yerli bir Pıtırcık yaratmak istemiş ancak devamı gelmemiş (belki de bilerek getirmemiş) bir eser gibi duruyor.
Kirpi ÇocukUmur Bugay · Bilge Çocuk Yayınları · 19932 okunma
Bir Şehrin İki Kapısı
9/10
·191 syf.··
2021 15. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2021 20:33
1930’lar Türkiye’si. Genç Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün önderliğinde devrimlerini henüz tamamlamış hem kalkınmaya hem de devrimlere uyum sağlamaya çalışıyor. Ege’nin orta yerinde küçük bir kasaba. O kasaba da, yüzyılların geri kalmışlığını üstünden atmaya, üzerindeki ölü toprağını silkelemeye çalışıyor. Geçimini çiftçilikle sürdüren, henüz başbakan olanı ile tanışmadığı için, hemen her yağmurda taşıp çiftçiyi zarara uğratan Menderes Nehri ile dertlenen insanların yaşadığı bir yerdeyiz. Kasaba, günümüzde bile gitseniz 2000’li yılların az biraz modernleşmiş, belki de günümüze ister istemez ayak uydurmuş bir Ege kasabası. Anlatıcımız Mustafa; Öğretmen Sıtkı’sı, Halk Kahramanı Mühendis Bekir’i (neden kahraman olduğunu kitabı okursanız anlayacaksınız.), Doktor Reşat’ı, “Havadis” Lütfullah Efendi’si, zengin ve gösteriş meraklısı Zati Bey’i, “Pat Pat-ı Bahri” İsmail’i ve daha birçok kasabalı ile başından geçenleri anlatır. Kasabalının kendisine bir tür “üs” olarak belirlediği yer de Kahveci Nabi’nin Park Kahvesi’dir. Nabi’nin Park Kahvesi günlük olayların, dedikoduların berberde, bilemedin meyhanede konuşulmazsa muhakkak burada konuşulduğu ve böylece kasabada olaylarla ilgilenen herkesin fikir sahibi olduğu bir yerdir. Yazar kitapta günlük hayatta yaşanabilecek olayların haricinde; küçük bir kasabada bile, siyaset ve iktidar hırsının, tabii bir de para hırsının insana neler yaptırabileceğini anlatıyor. Kasabanın ileri gelenlerinin –zenginlerinin– çıkarlarına ters düşünce dışardan gelen devlet memurlarını “el” diyerek nasıl hor gördüklerini hatta üst makamlara asılsız laflarla şikâyet ederek (belki de rüşvet vererek) nasıl sürdürdüklerini anlatıyor. Samim Kocagöz, kitabı ilk yazdığı zaman, adını “Nabi’nin Park Kahvesi” koymuş. Ancak baskıya verirken her nedense bu isimden
Nabi’nin Park KahvesiSamim Kocagöz · Literatür Yayıncılık · 201626 okunma