Birçok anne-baba, çocuklarına duydukları sevgi adına, onlarla dış dünya arasına kendilerini koyarlar ve böylece kendilerini hayatta olduğu sürece dış dünyanın çocuklarına zarar vermesini önlemeye çalışırlar. Burada hassas dengeler vardır; küçük bir çocuk dış dünyadan hiç korunmazsa, kendini korumaya gücü yetmediği için gerçekten de zarar görür. Ancak çocuk büyürken dış dünyadan fazla korunursa; hata yapmasına, yaşam deneyimi kazanmasına, sınırlar ve sorumluluk bilinci geliştirmesine izin verilmezse, bu sefer de yetişkin hayatına hazırlanıp olgunlaşması engellenmiş olur.
Geleneksel toplumlarda “ait olma” baskındır, “birey olma” istenmez ve önemsenmez. Ne var ki birey olması kösteklenip engellenen insanlarda zamanla “Benim gücüm yok, ben yapamam,” duygusu gelişir. Öğrenilmiş çaresizlik olarak da isimlendirilen bu tutum, kişinin kendi etki alanında yapabileceği şeyleri yapmamasına ve sorunların çözümünü hep başkasından beklemesine yol açar.