Canım Livaneli :)
Her kitabında birçok kültürü, dini, toplumsal sorunu ve mutlaka tarihten bir hikayeyi bulduğunuz kıymetli yazarımız bu romanında ise İstanbul’a sürüklüyor sizi. Hem de taa Bizans’a oradan Osmanlı’ya ve derken günümüze…
Kitabın anlatımı akıcı, anlaşılır yani bildiğiniz masalsı Livaneli kalemi.
Leyla, Yusuf, roxy (Rukiye) ve Ali Yekta bey romanımızın içiçe geçen baş kahramanları. Osmanlı paşasının torunu olan Leyla’nın hayat hikayesini okurken, bir yandan leyla hanımın komşu çocuğu Yusuf’un günümüz şartlarındaki gazetecilik macerasını, bir yanda roxy’nin Almancı kimliğinin İstanbul’a hip-hop şarkıcısı olmasındaki asi ve arayışlarla dolu karakterini ve en sonda da kuşaklar boyu yalı sahiplerine hatta Osmanlı paşalarına uşaklık yapmış olan ali Yekta beyin hikayesini okuyacaksınız.
Göçün ve savaşların kültürlere olan etkisinin yanında mevcut halkın sürekli değişerek İstanbul evlerinin sürekli birini evinden etmesine şahit olacaksınız. Yılların bu olağan değişimi içinde en sonunda da Leyla’nın evinin Leyla’ya kaldığını…
Livaneli okumak isteyenlere ya da okuyacak olanlara severek tavsiye ederken, keyifli okumalar dilerim :)))
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gustave Flaubert, yazdığı bir mektupta bu kitap için “ duyarlı ruhları acımaya yöneltmek, ağlatmak istiyorum, çünkü ben de onlardanım.” Diyor. Bu kitap bana yazarın bir nevi günah çıkarması gibi geldi. Çünkü madame bovary’de ele aldığı kadın karakter ile bu kitaptaki kadın karakter tamamen birbirinin tersi özellikte. Ama tabii bu tamamen şahsi yorumum.
Birkaç sayfalık önsözle başlayan 56 sayfalık bir öykü. Kitabın ana karakteri felicite, Sıradan bir yaşam süren, dindar, yoksul bir köylü kadınıdır. Felicite, önce theodore adında bir adamı sever ama o gider askerlik için yaşlı ve çok zengin bir madamla evlenir. Daha sonra evinde çalıştığı hanımı bayan aubain’in çocukları olan Paul ve virginie’yi sever. Paul büyünce yatılı okullara gönderilir sonra işe yaramaz bir adam olur. Virginie ise geçirdiği hastalık sonunda küçük bir yaşta vefat eder. Sonra yeğeni Victor’u sever o da gemide çalışmaya başlar ve çıktığı deniz yolculuğunda sırra kadem basar, ölüm haberi gelir. Daha sonra önceleri çok zulüm yapan, bir köşeye atılmış colmiche baba isimli komşusu olan yaşlıya bakıp, onu sevmeye başlar ve tabi o da bir süre sonra vefat eder. En son ise hanımına hediye edilen ve onunda kendisine hediye ettiği papağan loulou’yu sever. Ve tabi mutsuz son o da ölür. Okurken Allah aşkına beni sakın sevme dedim felicite :) yani kadın kimi kalbine alsa yok oldu gitti hepsi. Sonunda da sağır olup kendi de vefat ediyor zaten.
Önsözünde Tahsin Yücel “ bir solukta okunur ama onu tüm incelikleriyle kavramak istiyorsanız, bir kez daha, bir kez daha, bir kez daha okumanız gerekir.” Diyor. İlk sayfalarda bunu okuyunca dedim ki başlıyor mükemmel bir kitap. Kişisellikten uzak, nesnel, yalın bir anlatımı olan bu kitabı hızlıca okudum. Açıkçası ne üzüldüm ne de ağladım. Ruhsuz , duygusuz biri değilim ama
Saf Bir YürekGustave Flaubert · Can Yayınları · 20193,516 okunma