Sıkça karşılaştığımız bir diğer hatalı varsayım da yaratıcılığın insanlara özgü olduğudur, dolayısıyla yaratıcılık gerektiren mesleklerin otomasyonunu sağlamanın da kolay olmayacağıdır. Öte yandan mesela satrançta, bilgisayarlar halihazırda insanlardan çok daha yaratıcı. Aynısı müzik bestelemekten matematik teoremlerini kanıtlamaya ve bu elinizdeki gibi kitaplar yazmaya kadar pek çok alanda geçerli olacak muhtemelen. Yaratıcılık genellikle, önce kalıpları fark edip sonra da onları kırma yeteneği olarak tanımlanır. Bu tanım doğruysa bilgisayarların birçok alanda bizden çok daha yaratıcı olması mümkün, zira örüntüleri tanıma konusunda bizden üstünler.
Ne yazık ki okullarda çocuklara ve üniversitelerde gençlere hangi becerileri kazandırmamız gerektiğini henüz kimse bilmiyor, zira hangi meslek ve görevlerin yok olacağını, hangi yeni iş kollarının ortaya çıkacağını kestiremiyoruz. Piyasanın dinamikleri öngörülerimize uymayabilir. Yüzyıllardır eşsiz insan yetenekleri olarak kıymet verdiğimiz bazı beceriler kolayca otomatikleştirilebilir. Küçümsediğimiz bazı işlerinse makineler aracılığıyla yapılması çok daha zor olabilir.
Otomasyonun büyük ölçekli işsizliğe yol açacağı korkusunun temelleri yüzyıllar öncesine uzanır ama bugüne dek korkulan olmadı. Sanayi Devrimi milyonlarca çiftçinin topraklarını terk edip fabrikalarda işçi olmalarına neden oldu. Sonra fabrikalarda otomasyona geçilince, işçiler bu sefer hizmet sektörü çalışanlarına dönüştü. Bugün birçok kişi otuz yıl önce hayal bile edemeyeceğimiz blog yazarlığı, drone operatörlüğü ve sanal dünya tasarımcılığı gibi işlerle geçiniyor.
Çalışma hayatının 2050'de, veya çok uzağa gitmeyelim, 2030'da ne durumda olacağını kimse kestiremese de bugünkünden bambaşka bir noktada olacağı kesin. Yapay zekâ ve robotik, mahsul hasadından hisse senedi ticaretine, hatta yoga eğitmenliğine kadar birçok mesleği etkileyecek. Bugün insanların yaptığı pek çok iş, kısmen ya da tamamen robotlar ve bilgisayarlar tarafından devralınacak.
Tarih, insanların değişim yeteneğini reddeden kast sistemleriyle olduğu kadar, insanları sanki seramik çamuru gibi şekillendirmeye çalışan diktatörlerle de doludur.