bu topraklar üstünde ve bu göğün altında inşa edilebilecek bir düzen,bir dinamizm,bir refah ve bir ilerleme mevcut lakin bu avrupa ve amerika'ya ait düzen,ilerleme ve refah değil.
müslüman halklar,islam'a açık bir şekilde aykırı hiçbir şeyi asla kabul etmeyeceklerdir.çünkü burada islam sadece bir fikir ve kanun değil aynı zamanda aşk ve hissiyattır.islam'a baş kaldıran herkes,nefret ve direnişten başka hiçbir şey biçmeyecektir.
kur'an'ı günlük hayatlarına nasıl uygulayacakları sualinden kaçabilmek için kur'an'ın nasıl telaffuz edileceğine ilişkin titiz ve kapsamlı bir bilim dalı yarattılar.nihayetinde kur'an'ı anlaşılabilir bir mana ve maneviyattan yoksun,yalın bir sese dönüştürdüler.
kur'an-ı kerim,kanunlar üstündeki otoritesini yitirirken,bir nesne olarak kutsiyet kazandı.kur'an-ı kerim'e ilişkin çalışmalar ve yorumlarda hikmet,yerini kılı kırk yaran bir titizliğe,öz yerini şekilciliğe,muazzam tefekkür de tilavet becerisine bıraktı.ilahiyatçı bazlı formalizmin süregelen tesiri ile birlikte kur'an-ı kerim'in anlayarak okunması giderek azalırken manası anlaşılmaksızın yapılan kıraati giderek arttı.okunan kur'an-ı kerim metinlerindeki mücadele,dürüstlük,şahsi ve maddi fedakarlıklar talep eden ve üstümüze çöken tembellik namına katı ve itici olan emirleri,kur'an'ın haz veren sesi içinde eriyip gitti.bu anormal vaziyet,adım adım normal kabul edildi.çünkü bu,müslümanlar içerisinde sayıları giderek artan ve kur'an-ı kerim ile bağlarını koparamıyor olmalarına rağmen kur'an'ın talepleri doğrultusunda hayatlarını tekrar tanzim etmeye de güçleri yetmeyen grubun işine geliyordu.