Yalnızca varoluşun simgesi değil, varoluşun ta kendisidir bu hiçlik; her şeydir. Ve bu hiçlik, bu bütün, hayata bir anlam veremez, ama hiç değilse hayatı, olduğu hal içinde
sürdürür: Bir intihar etmeme hali.
Merak,
sadece cennetten dünyaya düşüşe değil, her günkü sayısız düşüşe yol açmıştır.
Hayat, bu düşme sabırsızlığından; ruhun bakir yalnızlıklarını, Cennetin en eski
ve en gündelik inkârı olan diyalog yoluyla peşkeş çekmekten ibarettir. İnsan,
aktarılamayan Kelâm’ın sonsuz vecdi içinde yalnızca kendini dinlemeliydi;
kendi sessizlikleri için kelimeler ve sadece kendine ait pişmanlıklar için
işitilebilen akortlar uydurmalıydı. Ama evrenin gevezesidir o, ötekiler adına
konuşur, benliği çoğul biçimi sever. Ötekiler adına konuşan kişi ise daima bir
sahtekârdır. Siyasetçiler, reformcular ve kolektif bir bahaneden yana çıkan
herkes üçkâğıtçıdır.
Konuşanların sırrı yoktur. Ve hepimiz konuşuruz. Kendimize
ihanet eder, kalbimizi teşhir ederiz; her birimiz dile gelmezliğin celladıyızdır;
her birimiz sırları, en başta da kendi sırlarımızı yok etmek için yırtınırız