Hiçbir fizyopatolojik durum bireyi seksüel uyarılarla doyumları kendi cinsiyetindekilerde aramaya yükümlü kılmaz. Buna karşılık ilgili vakalarda mantıksal bir hata olarak aklın bireyi baştan çıkarması söz konusu olabilir. 
Eleştirel açıdan saptanan diğer bütün gerçeklerle bir arada bakıldı mı, eşcinselliğin seksüel sorunun yolundan kaçmak isteyen güçsüz insanların bir çözüm denemesi olduğu anlaşılacaktır. 
Öte yandan eşcinsellerin kuşkusuz tüm kişiliklerinin gözden geçirilmesi sonunda hep şu gerçekle karşılaşmışımdır: eşcinsellerin normal insanlardan başka türlü olmalarından duydukları gurur, kadına karşı ruhlarının hayli derinliklerinde yuvalanmış yetersizlik ve güçsüzlük duygusunu dengelemekte, bu dengeleme kadının aşağılanmasında kendilerini hayali bir doyum sağlamaktadır. 
Nevroz ve psikoz tablolarının seksüel olaya eşlik ettiği ya da olayın kendisi olarak görüldüğü literatürde anlatılmaktadır. Benimse seksüel olaya bir nevrozun, bir saplantı ve korku nevrozunun karışmadığını gördüğüm bir vaka olmamıştır. Eşcinselliğin morfinizm ve kokainizmle birlikte görülmesi de seyrek karşılaşılan bir şey değildir. 
Freud‘un cinselliğin bilinçdışına itilmesine uygarlığın yol açtığı, öte yandan bilinçdışına itilmiş cinsellikten ise uygarlığın doğup çıktığı savı geniş çevrelerce bilinmektedir.