"Kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz. Almak, vermek; bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona ahkar mahiyeti veren şeylerdir. Ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkarmalıdır. Bilmelidirler ki iki cins birbiriyle hayatlarını birleştirirken yuvaya getirdikleri aynı kıymette şeylerdir ve koca mal sahibi değil, hayat ortağı demektir. Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim."
Okurken sinirlerinize hakim olamayıp,nasıl bu kadar katı olabilir diye sorguladığımız bir anne,ve o annenin gölgesinde yetişmeye çalışmış,4 kardeşin seneler sonra hesaplaşmasına tanıklık ediyoruz bu sefer.
Kitaptaki olaylar uğursuz konak olarak bilinen "Canfeda Konağında" doğmuş ailenin en büyük kızı "Halide"ve kitapla alakasını çok sonralarda anlayacağımız, Osmanlı zindanlarında ölümü bekleyen" Derviş Ali"tarafından okuyucuya aktarılıyor. Bölüm bölüm katagorilere ayrılan bu kitapta kendilerince haklı sebepleri olan 4 kardeşin hikayesini de ayrı ayrı okuma fırsatı buluyoruz. Buda aslında olayları tek taraflı bakmamamıza da olanak sağlıyor.Okurken kızdığınız karaktere kendi hikayesinde hak verdiğiniz bile oluyor.
Yazarıyla tanışmama vesile olan bu kitabı, ben keyifle okudum.olay örgüsü güzel yormayan bir eserdi. Bir şans verilmeye değer bence. Keyifli okumalar .
Ne tuhaf, insanlar ölüyor, bedenleri toprak altında çürüyor ama seni yaralayan zehirli sesleri ölümsüzlüğe erişip hayatın boyunca kalbinde ve kulağında kalıyor.