''Sakın o zayıf kızlardan olayım, deme.''
Özgür Abi gülümseyerek seyrediyordu Serra Ablayı. ''O zayıf kızlar nasıl oluyormuş, Serracığım?'' deyince, bu kez Özgür Abiye döndü tüm öfkesiyle...
''Hani erkeklerin ellerinde oynattıkları kızlar var ya onlar. Yaparlar ederler, sonra n'olursun beni bağışla diye yalvarırlar. Bu sazanar da onları bağışlar, gözyaşları içinde birbirlerine sarılıp barışırlar.
''Derken aynı şey tekrarlanır da tekrarlanır.
''Kimisi çapkındır, sürekli af diler ama ilk fırsatta yine başkalarıyla kırıştırmaktan geri durmaz.
''Kimisi, evleneceğiz hayatım, bir şu iş olsun, bu iş olsun, der, sallar da sallar. Ve bu kızlar da ömürlerini onları bağışlamak ve beklemekle geçirirler.
''Bir türlü kopamazlar kendilerine böylesine kötü muamele edenlerden.
''Onları sarsmak, uyandırmak istersin; vazgeç bu sevdadan dersin.
''Cevap boynunu büküp aciz bir ifadeyle, ne yapayım, kopamıyorum ondan, olur.
''İşte bu tiplere ben zayıf kızlar diyorum.''
''Bu biraz acımasız olmuyor mu Serra?''
''Benim için olmuyor, Özgürcüğüm. Kimse kusura bakmasın, ben bu tiplere acıyamıyorum. Belki haksızlık ediyorum, belki yeterince hoşgörülü değilim ama bu da benim fikrim.
''Tabii ki, ilk sorunda ilişki kesilsin demiyorum. Konuşursun, uyarırsın, bir fırsat daha verirsin ama kardeşim nereye kadar...
''Döne döne aynı şeyleri yaşamaya ve böylesi kötü muameleyi kabullenmeye devam edersen, ben de sana saygı duymam.
''Onun için aferin sana Aysun. Şu gencecik yaşında alman gereken kararı aldın. Bütün bu olanları beklercesine ona artık beni arama, deyip bir daha konuşmadın.
''Önümüzdeki günlerde acı çekeceksin, bu kaçınılmaz. Ama senin tesellin, güçlü bir tavır sergileyerek doğru kararı almış olduğunu bilmektir.''