Yani, bu davanın benim dışımda görülür gibi bir hali vardı. Her şey, ben karıştırılmaksızın olup bitiyordu. Kaderim, bana fikir sorulmadan belirleniyordu.
Evet, çok zaman önce kendimi memnun hissettiğim saatti bu. O zaman beni bekleyen şey, rahat ve rüyasız bir uykudan ibaretti. Fakat ne de olsa değişmiş bir şeyler vardı, çünkü yarını beklerken, kendimi yine hücremde buldum. Sanki yaz göklerinde uzayıp giden aşina yollar, insanı masum uykulara olduğu kadar, hapishanelere götürebilirmiş gibi.
"Sizin kadar katı ruhlu adam görmedim, karşıma çıkan caniler bu ıstırap sembolü karşısında hep ağlamışlardır," dedi. Cani oldukları içindir, diyecektim. Ne var ki, ben de onlar gibiydim. Bu düşünceye bir türlü alışamıyordum.
O böyle inanıyordu, bundan bir an şüphe bile etse hayatının anlamı kalmayacaktı. "Hayatımın anlamı kalamasın ister misiniz?" diye sordu. Bana göre hava hoştu, bunu ona söyledim.