Yazarın ilk defa bir kitabını okudum. Okurken başta kopuk kopuk geldi ama sonra kalemine alışıyor insan. Red'in içsel konuşmaları üzerinden ilerliyor biraz. Oliver'a gıcık olmayan yoktur sanırım. İnanılmaz bencil birisi onunla ilgili kısımları okurken insanın müdahale edesi geliyordu. Arthur'a insan üzülüyor ve ailenin insanı nereye sürüklediğini görüyoruz. Kitabın sonunu tahmin edemiyor insan aa tamam ya böyleymiş diyoruz ama başka bir şey çıkıyor. Red'in o perde desenine o kadar takılması ama kitabın sonuna kadar bununla ilgili bir şey yazılmaması ve Red'in en son düşünceleri neydi tüm olayla ilgili onlara yer verilmeliydi eksik kaldı bu konuda.
Kitaba başlarken beni bu kadar zorlayacağını düşünmüyordum duygusal açıdan. Çok bilgilendirici ve farkındalık yaratan bir kitaptı. Max ile bağ kurdum ve ailesine daha doğrusu annesine çok öfkelendim. Çocuğuna yaklaşımı o kadar bencille ki Max yaşadıklarını anlatamıyor. Kendisinin nasıl biri olduğunu anlayamıyor çünkü kimse açıklama yapmıyor. O kadar şeyle tek başına uğraşması kalbimi acıttı. Kurgu bir kitap değil de gerçek yaşantıdan kestiler okuduğumu hissettim. Steve ve Sylvie kalbimi çaldı. En sevdiğim karakterlerden oldular.İnterseksin kişiler üzerinde nasıl etkiler bıraktığını ve nelerin yaşanabileceğini görüyoruz kitapta. Bir tane eleştirel yorumum olacak o da kitabı bu kadar uzatmaya gerek yoktu. Onun dışında kesinlikle okunmalı:)