“Adına yaşamak dediği, yıllar süren bir intiharın sonuna gelmişti demek. Daha fazla uzamasına dayanamamıştı. Biz aklı alındı sanıyorduk, o doğduğundan beri uyuduğu bir uykudan uyanıyormuş meğer."
“... ay sonu geliyor, ihtiyarların bir bir ölmesi, gençlerin bir bir ihtiyarlaması geliyor. Durduğu yerde ağırlaşmaya başlıyor hayat. Yapış yapış bir şey gibi. Kanatlarına bulaşıyor, ökseye tutulmuş gibi kalıyor insan. Hani, zaten uçacağından değil de, yine de zoruna gidiyor."
Sanki zaman babamın malıymış gibi ağır ağır çamaşırları astım. Çalışırken coşup yürüyen çamaşır makineli bir evde, bir pazar gününü hatırladım. Hatırladıklarım bana ait değildi. Bana ait olmayışları hatırlamama mani değildi.