"Anılarımızı başkalarında, başka yerde bulma telaşına düşmüşüz, bu yüzden bir yerde kalamayacağız, hep gideceğiz, hep ardımıza bakacağız. Geçip gidiyor sanıyoruz o günler. Geçmiyor yaşamış olmak. Oysa hatırlamama çabası hep unutmamaya çalışıyor. Her şey kendine bir gedik arıyor. Dökülen her şey tomurcuklanıyor mutlak bir gün. Kuruyup saçılan bitkilerden biliyorum."
"İnsan geceleri niye kendini o kadar farklı hisseder? Herkes uyurken uyanık olmaktan niçin o kadar heyecan duyar? Geç oldu - çok geç! Gene de her geçen an daha uyanık, sanki yavaş yavaş, neredeyse her soluğuyla, yepyeni, olağanüstü, gün ışığı dünyasından çok daha çekici ve çok daha heyecan dolu bir âleme uyanıyormuş duygusunu yaşıyorsun."
Katherine Mansfield'in bu kitabında bir ailenin koyda yaşadıklarını okudum. Kitap 13 bölümden oluşuyor; bazı bölümler çok durağan ilerledi hatta anlamadığımı bile hissettirdi. Ailenin yaşamına derinlemesine girmeden anlatıyor ama eser derinlere girmeden anlatılsada kendimi anlatılanların içinde buldum.
Kumsalın ıssızlığını, denizdeki dalgaların sesini, yosun kokusunu ve tepelerin ardındaki güneşin sıcaklığını hissettim. Kısa biran kendimi ahşap evin verandasında hayal ettim.
Uzun soluklu kitaplardan sonra okuma maratonunuza böyle bir kitaba şans vererek devam edebilirsiniz. Can Yayınlarının KısaModern serisi çok hoş olmuş.
Not: Katherine Mansfield Virginia Wolf'un kıskandığım dediği tek yazar olarak nitelendiriliyor.
KoydaKatherine Mansfield · Can Yayınları · 2020431 okunma