Yas aslında bencildir, terk edilmiş bir dünyada kendimiz için tuttuğumuz bir yastır. Ben onsuz nasıl yaşarım?
… Ama bu, hikayenin sadece bir parçası, vedalaşmanın bir yüzü.
Oysa o sırada o da bizimle vedalaşıyormuş.
Ve onun vedalaşması kesinlikle bizimkinden çok daha dramatik olmuştur. Onun son düşüncelerine bir göz atabilir miyiz, orada olup bitenlere bakmaya (bir saniyeliğine) dayanabilir miyiz ?
Bir başkasının hayatını zorlaştırma ihtimalini giderek daha da sevimsiz buluyorum, gelgelelim beni içine tıkabileceğiniz ve sizlere huzur içinde dönüp bakabileceğim ne tek bir ıssız da kaldı ne adı çıkmış bir koruluk, hatta ne de daracık bir ağıl parçası. Ey ahalisi dikenli yerküre, sorarım sana tek boynuzlu at olmak suç mudur
Çocukluk dikeydir. Yukarıya doğru büyürsün, boyun bahçedeki güllerinki kadardır, herkes sana her yıl ne kadar büyüdüğünü tekrar edip durur, baban seni havaya kaldırır, parmak uçlarında yükselirsin, her şey kıpır kıpır hayat ve hareket doludur, yatmak istemezsin, ancak zorla yatarsın. Yaşlılık yataydır. Azıcık dinlenelim, öğleden sonra uzanalım, kanepeye şöyle bir uzanacağım sadece, çünkü belim… Yaşlılık uzun süreli, belki de sonsuz bir yataylığa alışmaktır.