Berkeley, kitabını "okurda dindarca bir duygu uyandıramadıysam kendimi etkisiz sayacağım." diye bitiriyor.
Uyandıramadın üstat. Ancak bunun sebebi senin etkisizliğin olmak zorunda değil. Senin kendini kitabın başından sonuna, özellikle kullandığını düşündüğüm karmaşık üslupla, tanrının varlığına şartlamana karşılık ben de bir savunma mekanizması geliştirip kendimi tam tersi sava şartlamış olabilirim; önemli bir sebep bu olabilir. Dilinin ağdalılığıyla birleşen çevirmenin itici bulduğumu söylemekten çekinmeyeceğim Türkçe sözcük fetişi de kitabının bende umduğun etkiyi yapamamış olmasının bir sebebi olabilir.
Ezberleri yıkmak gibi bugün kulağa çok hoş gelen bir iddiayla başlayan kitap, okuru ezberlerini güçlendirmeye davet ederek garip bir çelişkiye düşüyor. Tabi bu benim yirmi birinci yüzyıldaki penceremden baktığımda gördüğüm şey. Belki de beş yüz yıl önce Berkeley'in coğrafyasında bugünkü 'ezberler' ezber değildi. Bu şerhi düşmek gerek.
Sonuç olarak mevcut zihin ve duygu durumum bana kitabın bir hayal kırıklığı olduğunu söylüyor, fakat yarın belki de kitabi yeniden okumaya zorlayacak bir zihin ve duygu durumuna geçmiş olacağım. Özetle kötü kitap vardır; ama okumanın kötüsü yoktur.
George Berkeleyİnsan Bilgisinin İlkeleri Üzerine Bir İnceleme