Tunahan Bozkurt

Tunahan Bozkurt
@tuna77
29 Eylül
6 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2020 94. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2020 09:27
Yudum yudum içtim her satırı ve her cümlesinde ayrı ayrı düşündüm... Bir kez daha bu kitabın şaheser oluşuna saygı duydum ve kusursuzluğuna şapka çıkardım... Her karakter aslında dünyamızda o kadar tanıdık ki... Gerçek hayatımızda karşılaştığımız insanlar, yaşadığımız olaylar, gördüğümüz yüzler... Raskolnikov deliliğin ve inançsızlığın sınırını, Sonya fedakarlığı, Razumihin sabrı, Katerina İvanova çaresizliği, Lujin kibri, Pulheriya Aleksandrovna saf sevgiyi, Porfiri kurnazlığı, Dunya kararlılığı, Svidrigaylov ise (bence) katıksız kötülüğü temsil ediyor... Ana teması karakterimizin işlediği cinayeti konu alsa da dönem Rus halkının Tanrı ile hesaplaşmalarını, gençlik arasında çıkan inançsızlık durumlarını, delilik - dahilik sınırını, sınıf farklılıklarını ve bu farklılıklardan faydalanma içerisinde bulunan üst düzey insanlarının oyunlarını anlatıyor... Suç ve Ceza insanın belirli yaşlarda tekrar tekrar okuması gereken eserlerden... Ben kitaba 13 Eylül'de başlamış olmama ve kopuk kopuk okumalar yapmama rağmen uzun zaman ayırdığıma memnun oldum çünkü aklımda ve kalbimde hakkını verdiğimi ve içimdeki sorgu mekanizmama derin çizgiler çizdiğini söyleyebilirim... Okur insana "Sizin karakterinize en çok etkiyi yakalayan ve mantık çerçevenizde en vurgulu değişiklikleri yapan eser hangisi?.. " diye sorulduğunda verilebilecek en kutsal klasiklerden biri kesinlikle Suç ve Ceza olurdu... Kitabın sonlarına doğru gelecek görüleri çok korkutucu idi... Sanırım gerçekten çıkanlardan kaynaklı... Raskolnikov intihar etseydi, Dostoyevski yakalamak istediği inanç meselesini kesinlikle elinden kaçırırdı... Yine de -karamsarlık bu ya- ne olurdu diye merak ettirmedi değil... En kutsal kurtarış ve kutsallığa bizi en çok yakınlaştıran ise yine sevgi oldu ve hep sevgi olacak... İşte bu
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Koridor Yayıncılık · 2018194bin okunma
Tunahan Bozkurt
Suç ve Ceza ile Karamazov Kardeşler'i istemsiz kıyaslar hep zihnim; hangisi daha çarpıcı, hangisi daha gerçek, hangisi daha büyük, hangisi daha etkileyici, hangisinde geçen hangi karakter daha ben, hangisini yazarken daha kendisiymiş acaba üstat diye... Sonuçta elimde Dostoyevski'nin elinde kalanlardan artandan başka bir şey kalmaz: Buz gibi hayat, dondurucu yaşamak duygusu ve tüketiciliği kaçınılmaz olan hayat kıvrımları. Hatırlattığınız için teşekkürler. Eğer okumadıysanız Karamazov'u da öneririm; Suç ve Ceza'dan sonra şüphelenmediyseniz ondan sonra kesin şüpheleneceksiniz Dostoyevski'nin kaleminin salt insani olduğuna.