“Sadece bir saniye
için hayatın da mesaisi olması gerektiğini düşündü Zargana. Yani yaşanacak
zamanın tercih edilmesi gerektiğini. Gece ya da gündüz. İkisini
birlikte yaşadığı için mutsuzdu insan. Kaldıramıyordu aynı hayatın içinde hem
geceyi hem gündüzü. Onun içki uyku vardı belki de. Ve onun için bu kadar
mutsuzdu belki de uyuyamayan insanlar.”
“Bir de
parklarda el ele yürümeleri gerekmezdi. Hatta birbirlerine dokunmaları bile
gereksizdi. Sadece var olduklarını göstermeleri yeterdi aşkı yaşayabilmeleri
için”
“Zargana
öğreniyordu. Âşık olunanla yapılan şeyin hiçbir değerinin olmadığını yazıyordu zihnine
silinmez bir mürekkeple.
Yapılan işlerin, gidilen yerlerin sadece âşık olunanın dışındaki insanlarla
birlikteyken önemli olduğunu öğreniyordu”
“Hiçbir
prensibim ve alışkanlığım yok. Cüce bir erkekle ya da kolları olmayan bir
kadınla sevişebilirim. Maden işçisi ya da katil olabilirim. Ben bir deneyim. Konum
da hayat. Dolayısıyla hayatta en çok yapmak istediğim
şey yaşamak. Her şeyi.”
“Belki de
karaya vurmuş bir balığın başına ölmekten başka hiçbir şey gelmeyeceğini
bildiği için tercih etmişti zarganaya dönüşmeyi. Belki de gerçekten bir
zarganaya benzetiyordu kendisini.”