Eh işte, günler birbirini kovalarken, kışın ardından bahar, yazın ardından güz derken, usul usul, parça parça, bölük bölük aktı, geçti gitti, çekildi yani, çünkü dipte her zaman bir şeyler kalır, ne bileyim... bir ağırlık, şurada, göğsün üstünde!
Yüreği serinleten, duyguları çiçeklendiren bir yaşayışları vardı. Kendi yaşayışına gelince, penceresi kuzeye bakan bir çatı katı gibi soğuktu, sıkıntı denen sessiz örümcek de karanlıkta yüreğinin dört bir köşesine ağlar örüyordu.