Hangi toplumun temelinde toprakla uğraşanlar ağırlıklı yer tutuyorsa, o toplumda bolluk, bereket vardır. Yoksulluk yoktur, lüks, şık şeyler yoktur, ama bolluk, hoşnutluk vardır. Toprağı işle, çalış, çabala diyorsun insana. Burada ne kurnazlığı yapacaksın? Ben köylüye divorum ki: "Kime çalışırsan çalış: İster bana çalış, ister kendine calis, ister komşuna çalış... ama çalış! Çalışırsan senin en birinci yardımcın benim. Hayvanın mı yok, al sana at, inek! Al sana araba! Gerek duyduğun her sevi vereceğim sana.
Yeter ki çalış. Senin bağını bahçeni bakımsız, yıkık, viran görmek, benim için ölüm demektir. Avarelik en katlanamadığım şeydir. Tepende dikilmemin nedeni, çalışman içindir!" - "İyi ama," diyor kimileri, "fabrikalar kurarsak gelir artar." Yahu, sen önce topraklarındaki köylülerinin durumunu iyileştir, ellerinin para görmesini sağla, bak bakalım o zaman fabrikaya ya da birtakım aptallıklara yönelme gereği duyuluyor mu? Ben elbette tarım dışında bir şeyle uğraşılmasın demiyorum, ama asıl olan topraktır. Fabrikalar insanların gereksinimlerine yönelik ve orada üretilmekte olan şeylerle ilgili olarak kendiliklerinden kurulurlar. Yoksa insanların ahlakını bozan, onları zayıf düşüren şeyler üreten fabrikalar değildir burada sözü edilen. Ben örneğin, sonuçta milyonlar kaybedeceğimi bilsem de, ne tütün ne de şeker işleyen fabrikalar kurarım! Eğer ahlak ille de bozulacaksa bu benim elimle olmasın!