Tuğba Kayhan

Teoloji ile tarihin sürekli iç içe girmesi, bizi tarihe veya arkeolojiye imanın lehine mi yoksa aleyhine mi şahitlik ettiklerini sormaya sevk eder. Bu ise aslında, inançla karıştırılan imanın çok kısır bir kavramını karşımıza çıkarır. Bu pozitivist anlayışa göre iman, şu veya bu "olayları" tarihen gerçek olarak kabul etmekten ibarettir (ki bunlar safça kabulleniş değilse bile, inançtan ibarettir). Halbuki olay'ı (daha önce olmuş olan'ı) sonsuzca aşmak demek olan iman ise, Tanrı'nın Hükümranlığı'nı gerçekleştirmek için umuttur, aşktır, yapılacak olan şeye kayıtsız şartsız el atma iradesidir; idealin gerçek olandan daha doğru olduğuna ve bizim bunu gerçekleştirmekten sorumlu olduğumuza kesin inanıştır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çocuklarımızın yaşaması veya ölmesi şu tercihe bağlıdır: Emperyal bir dünyanın kendi kendini imha etmesine izin mi vereceğiz, yoksa ahenkli bir dünyayı inşa mı edeceğiz?
Sayfa 23 - Timaş·Kitabı okuyor
Bütün imkanlar
biz bu zamanın ve bu yerlerin insanlarıyız. Bırakın sosyalistler, faşistler, hümanistler ve daha bilmem ne istler, dünya cennetinin uzantısı olarak bir zaman sonra yeni bir dünya kurmak düşüncesini yüceltsinler. Bu yüceltme aslında son asırlara mahsus afyonkeş ortamın tabii sonucudur.
Sayfa 180·Kitabı okuyor
Aklımız Nerede?
Akıllı bir insan olmaya doğru birkaç adım attıysak görüyoruz ki bize denge diye sundukları yapı kuvvetin mutlak hâkimiyetinden başka bir şey değil ve mantıktır diye yaşattıkları zihnî işleyiş bir delilik, uyumluluk diye gösterdikleri yollar kullara kulluk, aşırılıklardan sakınma diye övdükleri tutum da kendi budalalığımızın haklılaştırılmasından başka bir şey değildir.
Sayfa 46·Kitabı okuyor