YAŞAR KEMAL ile neden bu kadar geç tanıştım? Edebiyatımızın en büyük deryası belki de kendisi. Bu deryaya girmek beni korkutuyordu. Kendimi hazır hissetmem gerekiyordu. Bu yüzden bir süre farklı farklı eserlerle kendimi alıştırdım ve kendisi, hayatı hakkında biraz araştırma yaptım. İçten içe kemiriyordu beni O'nunla ve eserleriyle tanışma isteği. Artık sabredemeyecek raddeye gelince İnce Memed ile girdim bu deryaya.
Yaşar Kemal okumaya başlamadan önce, muhakkak hayatı hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Böyle olursa eserlerinde vermek istediği duyguyu, kendi hayatında üstesinden gelmesi gereken zorlukların derecesini, o zamanın şartları altında, elde avuçta bir şey yokken insanların nelerle baş ettiğini çok daha iyi anlayıp, kitabın içine çabucak girip yazarın kalemine daha iyi adapte olabilirsiniz. Bu, okuduğunuz eserde sizin de bir karaktere dönüşmenize ve kitapta kendinizi bulmanıza olanak sağlar. Yazarın diline, kalemine ve olayların kurgulanış şekline hayran kalmamak elde değil. bundan yarım yüzyıldan fazla zaman önce yazılmış olan bir eser benim nasıl boğazımı düğümledi diye düşünüyorum ama cevabı tabii ki yazarın kendisinde. Toprağına, taşına, gönül verdiği yurduna, bozkırına, kışına, yazına, ayazına, çamına, çobanına öyle bir hayat vermiş ki yazar, her biri bizim hayatımızın içinden seçilmişte kitabın içine yerleştirilmiş gibi. İyi ki okumuşum ve iyi ki yazarla tanışmışım.
Burdan sonrasında kitaptan alıntılar ve spoiler mevcuttur..
Yazar aldı beni Torosların eteklerine götürdü. Arazinin dağını taşını aştık, çamlıkların arasından geçtik, çakırdikenin içinde ayaklarımız kan içinde kaldı da Değirmenoluk köyüne geldik.
İnce Memedin hikayesi bu nasıl büyüyüp doğrulduğu, dallanıp budaklandığı ve her zorluğun üstesinden geldiğini anlatan. Köyünde uğradığı ihanetin