Konu itibariyle Orta Çağ devrinde manastırda yaşanan bir cinayeti aydınlatacak diye düşünüp başlansa da içerik açısından cinayet kadar Hristiyanlık'ın tarihi, kiliselerin ayrışması, papa-imparatorluk çatışmaları ve bunları detaylıca anlatması bakımından bazı okurların sabrını iyice test edebilecek bir kitap.
Eksiklik değil belki ama bende yarattığı beklenti nedeniyle; manastırın her şeyini didik didik hafızamıza nakşeden yazarın yangın sonrası manastırı romanından alelade bir yermiş gibi bir anda yok sayması ya da yandı bitti gitti gibi hızlıca başka konulara geçmesi bende bir burukluk yaşattı. Sonunda Adso dönüp tekrar manastırı görse de beni bu açıdan tatmin etmedi.