Üçüncü etken sabırdır. Bir sanatta ustalaşmış herkes, sanatta bir amaca ulaşmak için sabır gerektiğini bilir. Eğer sonuca kısa yoldan ulaşmak isterse, asla bir sanat öğrenemez.
Ne var ki çağdaş insan için sabır da bir disiplindir ve yoğunlaşma kadar güçtür.
Yoğunlaşmanın,
bir sanatta ustalaşmak için gerekli olduğunu kanıtlamaya pek gerek yoktur. Herhangi bir sanatı uygulamayı öğrenmiş olan biri bunu bilmelidir.
Her şeyden önce bir sanatın uygulanmasında disipline gereksinim duyulur. Eğer ben bir şeyi salt "canım istiyor" diye yapıyorsam benim için bu eğlenceli ve güzel bir uğraş olabilir. Ne var ki disiplinli bir şekilde çalışmadığım için o sanatta ustalaşabilmem olanaksızdır.
Ancak sorun sadece belirli bir sanatın uygulanmasında disiplinli olmak değil, kişinin tüm yaşamının disiplinli olmasıdır.
Annenin bal verebilme yetisine sahip olabilmesi için sadece "iyi anne" olması yetmez, mutlu bir kişi de olmalıdır.
...
Annenin yaşamaya olan tutkusu, huzursuzluğu gibi bulaşıcıdır. Her iki tutum da çocuğun tüm kişiliği üzerinde derin etkilere sahiptir.
Gerçekten çocuklar -ve yetişkinler- arasında, sadece "süt" emenlerle "süt ve balı" beraberce alanları birbirinden ayırmak hiç de zor değildir.