Bu ihtiyar çınarın görmüş geçirmiş dalları altından, kubbelerin revakların, sütunların arasından, şu şadırvanın başucundan, hücrelerin en ücra köşelerine yığılmış, koyulaşıp katılaşmış hatıralar içinden bir takım sevda sözleri çıkıp sizi götürebilir.
O kadar içten, heyecanla ve fedakar konuşuyorlar, öylesine kendilerini hırpalıyorlardı ki. Bu gençlerle bir arada bulunmak dünyanın en güzel, en elde edilmez nimetiydi.
Hep yanılıyorum Sitare hakkında. Çünkü bir kadın olduğunu, özel anlamıyla kadın olduğunu hep unutuyorum çünkü. Fakat acaba kabahat bütün bütün bende mi?
Ya Sitare'nin davranışı veriyorsa bu izlenimi ?
Aslında hepimiz dağılıp gideceğiz, dedim, sen de ben de, hepimiz. Hiçbirimiz kendimize ait yerlerde gezinmiyoruz.
Birbirimize nasıl bakacağımızı bilmediğimiz için. Hiçbirimiz basit, yalınkat görmüyoruz kendimizi de, başkalarını da. Kendimizde ve onlarda olmayan nitelikleri yakıştırarak bakıyoruz. Sonra bir gün gerçekle karşılaşınca düş kırıklığı.. bundan dağılıyoruz