Tam bir yalnızlık konumunda, insan kendini olumlu eylemle dile getiremediği, çektiği acılara doğru bir tavırla -onurlu bir tavırla- katlanmaktan başka yapacak hiçbir şeyi olmadığı zaman, sevdiği insana ilişkin içinde taşıdığın imgeye sevgiyle yoğunlaşarak doyuma ulaşabiliyordu.
“Yeterince iyi” diyeceğimiz ve bize içsel anlamda huzur verecek bir noktaya gelene kadar çabalamak belki de gerçek anlamıyla kendimize borçlu olduğumuz özgürlük ve rahatlıktır.
Dolu dolu yaşamanın anahtarı kaybedecek olduğumuzu kabul etmekten geçer. Ya bağlar kurarız, hayatımız canlanır, zenginleşir, yeşerir ama acıya da yasa da açık oluruz ya da bağ kurmadan yaşarız ve hiçlikten gelip hiçliğe gideriz, kupkuru bir hayatta.