Albayın bitmeyen umudu, karısının bitmeyen dırdırı, küçük kasabanın sevimsiz insanları. Bu kısacık öyküde o kadar iyi aldı ki beni içine bu kasaba. Albay her limana gidişinde kafası dik ama gözleri kaçırır bir şekilde geçti önümden. Karısının, karnımızı doyuramıyoruz horozu besliyoruz şeklindeki söylenmelerini susturmaya çalışan fakir ama gururlu albayı da merdivenin başında oturmuş izledim sanki. Bir çırpıda okunanlardan ama bir çırpıda düşünülmeyecek üstüne. Ayrıca evet “sansürcülerin basılmasına izin verdiği satırların aralarını okumak zor” be albayım.
Bu yaşıma kadar (gerçi 29 pek de fena gelmiyor kulağa) hayatımı nasıl heba ettiğimi gösteren, canım hocamız İlber Ortaylı ile söyleşi şeklinde olan güzel kitap. Öncelikle gençlerin, İlber hocanın deyimiyle iş bitmeden, yani 25’ten önce okuması gereken, ama kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap. Eminim herkes kitabın bir noktasında kendisine alabileceği ve katabileceği bir şey yakalayacaktır. Evet hocam boş yaşadık ama umutluyuz, okuyacağız, keşfedeceğiz, yaşayacağız.