Sanıyorum klişeler bütününden oluşan hiçbir eser bu denli orijinal ve sarsıcı değildir. Pınar Kür’ün postmodern edebiyata kattığı, yine kurgusu ve biçimiyle ön plana çıkan sürükleyici bir kitap daha. Kitabın isminin bir cinayet romanı ve yayımlanmasının üzeriden 30 yıl kadar geçmiş oluşu kişiye sıradan bir cinayet romanı okuyacağını düşündürse de hiç de öyle olmayan çok başarılı bir roman. Cinayetin Y tarafından işlendiğini daha ilk bölümde okura söyleyen ve ikinci bölümde de E’nin okurla birlikte cinayeti çözmesini isteyen yazar rolleri baştan dağıtmış durumda. Geriye sadece maktulün kim olduğunu bulmak kalıyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Romanın ilk cümlelerinden de anlaşıldığı gibi bu, öldürme nedenini merkeze koyan bir roman. Bu sebeple yazar da öldürülenden ziyade öldürenin geçerli sebebinin ne olduğunu bulmanızı istiyor. Oysa katilin kim olduğu belliydi. Gerçekten de belliydi. Burası sürpriz kaçırıcı içerecek. Bir cinayet romanında katil kimdir? Asıl katil? Elbette yazar. Üf ne klişe ama. Ancak okuduysanız öyle değil. Ve ne yalan söyleyeyim şahsiyet dizisinin senaryosunda bu kitaptan esinlenilmiş açık bir şekilde.