ne var ki seyahatin asıl zevki, yolda inebilmek, yorulunca durmak değildir; yola çıkışla varış arasındaki farkı mümkün olduğunca hissedilmez değil, mümkün olduğunca keskin kılmaktır; bu farkı bir bütün olarak, bozulmadan, hayalimizdeki haliyle hissetmektir; hayal gücümüz bizi yaşadığımız yerden gitmek istediğimiz yere bir hamlede götürdüğünde, bir mesafeyi katetmesinden çok, dünyanın iki farklı kişiliğini birleştirdiği, bizi bir isimden bir başkasına götürdüğü için bize mucizevi gelen hamlenin karşılığı, neredeyse şehrin bir parçası olmayan, ama ismini bir ilan tahtasında taşıdıkları gibi, şehrin kimliğini özünü de içeren garlardaki, o özel yerlerdeki esrarengiz işlemdir (oysa otomobil gezintilerinde istenen yerde inildiğinden, varış diye bir şey kalmamıştır).