Tuz, insanlık tarihi boyunca yalnızca bir lezzet unsuru değil; dillerde güzelliğin, zarafetin ve vefanın ortak sembolü olmuştur.
Arapçada tuz anlamına gelen "milh" sözcüğünden türeyen "melâhat" kelimesi, doğrudan yüz güzelliğini ve alımlılığı ifade eder. Farsçada tuz demek olan "namak" ise tatlılık ve espri anlamı taşırken, klasik şiirde sevgilinin dudağı lezzet katan bir tuzluk (namakdān) olarak betimlenir.
Batı dillerinde Latince tuz anlamına gelen "sal" kökünden günümüze salata, sosis, salça ve sos gibi kelimeler ulaşmıştır. İngilizcedeki "salary" (maaş) sözcüğü bile doğrudan askerlere ödenen tuz parasına dayanır.
Türk kültüründe ise "tuz ekmek hakkı" deyimi, birinin sofrasına oturmanın getirdiği ömür boyu sürecek minnet borcunu ve sadakati simgeler. Ahîlik teşkilatına girişte içirilen tuzlu su da bu sarsılmaz yol kardeşliğinin en kadim nişanesidir.
*
@lıntı