Ağlamanın işe yaramadığını bilenlerdendim. İnsan aşırı acı çektiğinde bir an gelir ki artık umursamaz, hatta duyarsız olurdu. Acıya alıştığından değildi, acıyı yok edemeyeceğini kabullenişti artık... Pes edişti, bırakıp vazgeçişti. Sen kendi yaralarını sarıp sarmalamazsan herkesin elinde taşıdığı tuzluk uzaktan bile can yakardı. Artık kimsenin tuz basmasına gerek kalmazdı. Yaralı veya zayıf olduğunu belli edersen güçlünün hedefi olurdun. Aslan ormanda ava çıktığında ilk olarak âcizi yakalardı. Herkesin yarası farklı kanardı ancak iyileştirmenin yolu tekti. Kabullenmek, affetmek ve yola devam etmek cevaptı. Acılar, yaralar ve izler geçiyordu. Zamanla unutuluyordu. Ben de bunu kendime öğretmiştim.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Bir Şair Bir Kitap
Dilek Kartal – Taşı Kim Atacak kısa boylu bir kadınım ben bundandır boyumdan büyük ne yazsam ne yapsam; yaşımı kestirmeniz güç başıma bakarsınız oysa, gülünçtür belki durup narin nazenin bir elif miktarı evet evet ya da kalıp biraz pişmanlık biraz nostalgia olmasaydı sonumuz böyle ** çocuklar kalır bölünmelerden geriye yetim çocuklar; ana dilleri öfke ** besmeleni çek ve başla! tumturaklı sözlere ihtiyacın yok buğzetmek için ** biyoloji soğukkanlı: insan doğar, büyür, yaşar ve ölür sosyoloji: arada bir yerde de okula gider ben: türk olduğunu öğrenir, doğru ve çalışkan varlığını armağan etmeyi bir de ** eğitim şart, okullar mühim tam böyle dört bin isteyen bir dershaneyle dershane isteyen bir düzen arasında anneyim diyecektim kapısı takılmamış sınıflar sınıflar boyası yapılmamış yakacak için ödenek var da
İzdiham
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tuzluk akmıyordu artık, nemlenmişti her bir zerre silemediğim göz yaşımdan.
Bir gün sofrada tuzluk yok diye, başka bir gün sofrada tuzluk var diye bağırırdın. Tuzluğu ne yapacağını bilemediği gibi hayata tutunup tutulmamaya da karar veremedi.
Alıntı
Değer verişin böylesi
Onun dokunduğu bir tuzluk, benim için dünyanın bütün elmaslarından daha değerliydi.
Bir gün sofrada tuzluk yok diye, başka bir gün sofrada tuzluk var diye bağırırdın. Tuzluğu ne yapacağını bilemediği gibi hayata tutunup tutulmamaya da karar veremedi.
Sayfa 29 - Alakarga Yayınları·Kitabı okudu