10/10
·392 syf.··
2026 22. kitabı
Herkese Selamlar Sıradaki eserim yazardan daha önce O kız ve Gerçeğin İzinde kitabını okuduğum ve çok çok beğendiğim bir eser oldu. Yazarın tarzı genelde hep merak ve gizem o yüzden ben ekstra çok seviyorum. Lyla’nın labaratuarda işlerinin yoğunluğu ve Nico ile ilişkisi sallantıda olduğundan biraz mutsuzluk vardı. Nico ise hayaller peşinde koşan bir kazancı olmayan bir sevgili idi. Onun tek hayali ekran karşısında ünlü olmak ve eline bir fırsat geçmişti. Ancak bu Tv programı eşler ile olmak zorundaydı. Nico Lyla’yı bu program için ikna etmeye çalıştı. Program ıssız bir adaya çift olarak gidilecek ve o adada verilen görevler yerlerime getirilecek. Her seferinde bir kişi elenecek ve sonunda kazanana büyük ödül var. Lyla kaptığını götürüp işlerini orada halledeceğini düşünerek kabul etmişti. Ancak daha adaya gider gitmez yapımcılar tüm teknolojik aletleri aldılar. Ve çekim sonrası yapım ekibi ada yerine farklı yerlerde kalacaklardı üstelik ekip oldukça az kişiden oluşuyordu. Lyla bişeylerin ters olduğunu anlamıştı. Ancak Nico o kadar heyecanlıydıki susmak zorunda kalmıştı.Ve ilk oyunda hiç beklenmedik bir şey olur ve ilk elenen Nico olur. Aralarındaki anlaşmaya göre ilk elenen Lyla olucaktı ve böylelikle işine geri dönebilecekti. Nico adadan ayrıldığının ertesi gününde fırtına çıktı… Ve heyecan,ölüm ve gizem bu fırtınadan sonda başlıyor… Çok çok severek okudum kesinlikle tam bana göre bir eserdi…
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202631 okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2026 241. kitabı
Nısan aynı Osmanlı imparatorluğuna ayırdım, sultanlar cariyeler, savaşlar deken Osmanlı da ilerlerken, tv de anlatılan Osmanlı'ya dair hıc bır programı izlemedim ayrıca (tv izlemeyenlerdenim) Araştırma tarıh ağırlıklı olunca konular araya Bildiğin Gibi Değil - Osmanlı bunu okumk dinlenmek ve keyıf almk oldu ruhen.. Gelelım kıtabımızı tanımaya "osmanlıyı gerekli gereksiz kahramanlaştırmaktansa olduğu gibi kaynak vererek anlatmış." Mustafa Alp Dağıstanlı tarafından yazılmış can yayınlarından çıkan kitaptır.içinde bazı çelişkili bilgiler(çok fazla yerde değil elbet) olsa da(bir yerde ııı.murad'ın 102 çocuğu olduğu yazarken başka bir sayfada 130 çocuğu olduğunun yazması gibi) genel olarak güzel bir kitaptır. en çok da şu sebeple şöyle söylüyorum ki insanın merak etmediği konuları aklına getirip araştırmasını sağlıyor. ayrıca her konu için ayrı verilmiş bir kaynakçası var. böylece hangi kaynakta hangi konudan bahsedilmiş, ne için neyi okumak lazım öğreniliyor." " Osmanlı devleti'nde meydana gelen hadiselerin 'bildiğimiz gibi' olmadığını dile getiren tarih literatürünğ okuduk . Bildiğin Gibi Değil - Osmanlı en önmlı özelliği ezber bozuyor oluşu.. "kitaptan birkaç başlık örnek vermek gerekirse; "fast food" var mıydı? padişaha adıyla kim hitap edebilirdi? ordu seferde nasıl besleniyordu? hangi padişah hacca gitti? halk padişahı görünce neden hasır yakardı?" Osmanlı İmparatorluğu, gündelik konuşmalarda hepimizin dediği gibi, 600 yıl yaşamış bir medeniyet. Ama bu 600 yılı sanki yekpare bir an gibi düşünürüz genellikle. Halbuki kuruluş aşamalarının küçük Osmanlı Beyliği ile Kanunî Sultan Süleyman’ın muhteşem dönemi ne kadar da farklıdır. Ya da kanaatkâr Osman Gazi ile gösterişçi Lale Devri’nin padişahı III. Ahmed. Peki, Fatih Sultan Mehmed dönemi Osmanlı dünyası ile Tanzimat reformlarının dönüştürdüğü Osmanlı dünyası aynı
Araştırma-İnceleme Tarih
Bildiğin Gibi Değil - OsmanlıMustafa Alp Dağıstanlı · Can Yayınları · 2016149 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kar küresi
7/10
·352 syf.··
2026 2. kitabı
Öncelikle konusunu çok özgün ve ilgi çekici bulduğum için başladım. Halkın büyük çoğunluğu dondurucu soğuklarda yaşarken bir kar küresi içinde lüks içinde yaşayan bütün hayatları tv programı olarak yayınlanan bir grup seçilmiş kişi... Çok iyi konu ama sanki ilk kitapta daha fazla olay ve aksiyon görebilirdik. Muhtemelen ikinci kitap daha hareketli olacaktır. Yani kar küresi içindeki yozlaşmayı ve buna bağlı olarak yaşanan çatışmayı bu kitapta da daha fazla okumak isterdim. Ama bu çatışmaya giriş kısmı gibi oldu.
SnowglobeSoyoung Park · Yuzu Kitap · 2024336 okunma
Puan vermedi·340 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
"Ailesi Selin'i her daim genç bir kız olarak hatırlamak zorunda kalacaktı... Kızlarının hayatı ile birlikte doğumundan itibaren onun için kurdukları bütün hayaller de katledilmişti. Çocuğunun büyüdüğünü görememek bir anne baba için deneyimlenecek en acı gerçekti." Herkese Merhaba Çok etkileyici bir kitapla sizlerleyim. Kitabin önsözü bile insanı sarsmaya yetiyor. Şöyle bir not yer alıyor "Yaşamak isterken öldürülen , susarken bile suçlanan 'kadın' olduğu için hayattan koparılanların anısına..." Ne kadar acı ve anlamlı bir not değil mi? Maalesef kadın cinayetlerinin daha da arttığı bir zamandayız. Katillerin tahrik etti, hakaret etti , boşanmak istedi diye savunma yaparak kendini haklı göstermeye çalıştığını görüyoruz. Hele bir de mahkeme de kravat taktı mı ceza indirimi anında geliyor. Olansa yaşamak mutlu olmak, sevilmek isteyen kadınlarımıza oluyor. O yüzden daha da dikkatli ve temkinli olmak zorundayız . Kitabın konusuna gelirsek; Selin 18 yaşındaydı. İstediği bölümü kazanamayınca ikinci kez sınava hazırlanıyordu. 12 Şubat 2003 tarihinde de günlük rutinlerini tamamlayıp etüte gitti. Son kez gittiğini kimse bilmiyordu. Rahatsızlanınca eve erken gelmek zorunda kaldı . Ailesi haber alamayınca telaşlandı ve komşudan kontrol etmesini istedi. Oysa o gün Selin'i son görüşleriydi. Selin canice hayattan koparıldı. Tüm şüpheliler sorgulansa da katil bir türlü bulunamadı. Nisan Avcı ünlü bir televizyon programı sunucusudur. Yıllar önce aşka küsmüş kendine işine vermiştir. Geçen zamanla eşiyle tanışır ve evlenir. 5 yıllık evliliğini ise eşinin aldatmasıyla bitirmek zorunda kalır. Üstelik aldattığı kişi Nisan'ın yerine programa sunucu olarak getirilir. Nisan bir gün tv kanallarını gezerken gördüğü röportaja şaşırır. Yıllar önce araştırmak istediği olayla ilgilidir.
14. YılEmel Sakallı · Hasrem Yayınları · 202539 okunma
Puan vermedi·296 syf.··
2026 2. kitabı
AŞK, İHANET VE BİNLERCE FİGÜRAN Geçmişe, özellikle de yaşamadığımız eski günlere kıymet atfetmek klişeleşmiş bir alışkanlığımızdır. Bu, bir tür zihinsel sığınaktır; bugünün karmaşasından ve ahlaki belirsizliklerinden kaçıp, her şeyin daha saf, daha onurlu olduğuna inanılan bir zamana sığınma ihtiyacıdır. O güzel insanlar, güzel atlara binip gitmişler; beraberlerinde o erdemleri, insani değerleri de götürmüşlerdir. Bize de şu anda yaşadığımız acımasız, ahlaksız, nobran zamanlar kalmıştır. İçinde yaşadığımız toplum tamamen çürümüş ve hiçbir umut ışığı kalmamıştır. Sözün özü ne varsa geçmişte vardır. Münevver Elif’in aynı isimli podcastinden hareketle yayınladığı “Ankara’da Bir Ev”i tam olarak bu klişeyi aşındırabilecek, o konforlu sığınağın duvarlarını sarsabilecek bir kitap. 1920’lerle 1980’ler arasından seçilmiş bir dizi unutulmuş cinayet ve bir trajik kaza hakkında yaşandığı günlerdeki basına ve edebiyata yansımalarından yapılan derlemelerden oluşan kitapta, olaylar ve insanlar üzerinden kolektif hafızamızın yitip gitmiş detaylarının arkeolojisi yapılıyor. Geçtiğimiz on yılda yaşanan ve iletişim araçları sebebiyle pek çok ayrıntısına maruz kaldığımız trajedilerin emsallerine o dönemde de rastlamak, geçmişe ait idealleştirme kurgumuza gölge düşüren gerçeklerle karşı karşıya getiriyor bizi. Çünkü o günlerdeki cinayetler, ihanetler, kazalar bize şunu gösteriyor: İnsan doğası, zaafları ve arzularıyla aslında pek değişmedi. Bugün gündemde olan trajedilerin, o dönemlerde de farklı sahnelerde, farklı karakterlerle yaşanmış olduğunu görmek, “Her şey yeniymiş.” yanılsamasını bozuyor. Tarihsel süreklilik, hem ürkütücü hem de öğretici bir şekilde karşımıza çıkıyor. “Ankara’da Bir Ev”de anlatılan her olay; sadece bir suç vakası ya da talihsiz bir kaza olmanın ötesinde, dönemin
Ankara'da Bir EvMünevver Elif · Sel Yayıncılık · 202523 okunma
8/10
·191 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 04:18
Hirosima'ya atom bombası atıldıktan sonra Japonya teslim oluyor ama ona ragmen bombalamaya devam ediliyor. Hatta 3 gun sonra bir de Nagasaki'ye -sebebi hala bilinmeyen- bir atom bombası daha atılıyor! Bu soykırım degil de nedir?! Bu yaşanan trajedinin mağdurlarından biri olan Katie de (Japonyada Hirosima'nin kırsal kesimlerinde yasayan taşralı bir adam aslinda) Dolores ile yollari kesisiyor. 1 sene boyunca beraber regresyon çalışmalarında bulunuyorlar. Genelde dinlenme dönemi hayatları görürken bir gun aniden yeni anılar canlanıyor Katie'de bir TV programi vasitasi ile. O anilar da Hirosima ile ilgili. Daha önceki çalışmalarda neden gorulmedigini araştıran Dolores ise bir süre sonra anlaşılıyor ki walk in durumu gerçekleşmiş. En cok sasirdigim kisim burasıydi zaten. Spoi olmaması adına ne oldugunu aciklamayacagim. Bu durum yeni oldugu icin ve anılar henüz unutulmadıgi icin kisinin ruhunda travmanin izleri hala mevcut. Ona istinaden neler yasadigini okuyoruz kitapta. Bizler de görüyoruz ki ne kadar mutlu, sakin, huzurlu, aileleriyle birlikte guzel hayatlar yaşayan bu insanların, ABD'nin sırf bir silah geliştirmesi ve kobay ulke olarak da Japonya'yı seçmesi sonucu hayatlarin nasil mahvoldugunu yıllarca tarih sayfalarında gorduk, okuduk, dinledik... Adeta bir soykırım. Hükumetler arasi ne olursa olsun, olan hep halka/ insanlara oldu. Ne yazık...
Hiroşima'yı Hatırlayan Bir RuhDolores Cannon · Onur Kitap · 202410 okunma