ginko

İlk sanayi devriminde hayvanların ve insanların fiziksel gücünün yerine, makinenin mekanik gücü geçmiştir. İlk sanayi devriminde düşünme ve ezberleme işlemlerini büyük bilgisayarlar yapmaya başlar. Böylece ağır işten kurtulmak modern "ilerlemenin" en büyük nimeti olarak görülmüştür. Bu, insan gücünün daha yüce ve yaratıcı başka işlere harcanması koşuluyla nimettir. Ne var ki gerçekte durum böyle olmaz. Makineden kurtuluş herhangi bir fiili çabadan nefret etmeye, tam bir tembellik fikrine yol açar. Buna göre iyi hayat çabasız hayattır; güçlü çabalarda bulunma gerekliliği bir bakıma ortaçağa özgü bir şey olarak addedilmiştir ve insanlar isteyerek değil de ancak gerçekten mecbur kalınca sıkı çaba sarf etmeye başlamışlardır. Yürüme "zahmeti" çekmemek için iki sokak ötedeki markete arabayla gitmeniz bunun bir örneğidir; marketteki tezgâhtar, toplama işlemine zihinsel efor harcamamak için üç sayıyı elinin altındaki hesap makinesiyle toplar.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rainer Funk
Yine de herkes kendisine özellikle neyi değerli bulduğunu sorup, böylece kendisi için önemli ve değerli olan şeyi kaybettiğinde ne olacağı konusunda bir fikir edinebilir: O zaman ayağının altından toprak kayıp gidecek midir, yoksa gitmeyecek midir? Hayat anlamını yitirecek midir, yoksa yitirmeyecek midir? O zaman eğer kişi artık kendini özgüvenli veya (benliğine içkin) değerli hissetmezse, eğer yaşam ve çalışmak önemini yitirirse, bu durumda kişi sahip olma yönelimine göre hayatını belirler: güzel bir tatile, itaatkâr çocuklara, sıcak bir ilişkiye, esaslı fikirlere, iddialı savlara ve benzeri şeylere sahip olmak.

ginko

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.·
Beğendi
·
16 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2022 16:03
·
2022 28. kitabı
Erich Fromm
8.4/10 · 7,8bin okunma
Sevgi ancak iki insan birbirlerine varlıklarının özünden bağlanır, her biri kendini varlığının özünden tutarsa gerçekleşir. İnsan gerçeğinin de canlılığının da sevgisinin temeli de işte bu "özden tanıma" deneyimidir. Böyle oluşan sevgi sürekli meydan okumadır, bir köşede dinlenme değil; çabalama, hareket etme, beraber çalışmadır. Öyle ki uyum ya da çatışma, neşe ya da üzüntü bile ikincil kalır. Önemli olan iki insanın birbirlerini varlıklarının temelinden yaşaması, kendi kendilerinden kaçmak yerine birbirleriyle bütünleşirken kendi kendileriyle bütünleşmeleridir.